Kur’an Varken Rivayetle Din Kurmak: “Haber Delili”nin Çıkmazı
Bugünlerde din adına yapılan bazı popüler savunular incelendiğinde çok net bir durum görülmektedir: ‘’Kur’an geri çekilmekte ve rivayetler öne çıkarılmaktadır.’’ “Haber delili” başlığı adında verilen yaklaşım bunun en açık örneğidir.
Bu yöntemde peygamberlik; Kur’an ile yani vahyin kendisiyle değil de daha çok; tarih anlatıları, siyer ve rivayetlerle ispat edilme merkezinde çalışır. Siyer ve hadislerle; Peygamber anlatılır. Samimiyeti anlatılır. Fedakârlığı anlatılır. Sonra da hüküm verilir: -“Böyle biri yalan söylemez, en büyük deliller bunlardır” Muhakkak ki Hz. Muhammed’in; samimiyetine, fedakârlığına, ahlakına ve doğruluğuna zaten Müslümanlar olarak hemfikiriz. Ancak bu yaklaşımda mesele göründüğü gibi masumca değildir.
Burada kritik soru şudur: Delillerde Kur’an nerede? Allah’ın indirdiği kitap yetmiyor mu ki, insanlar başka dayanaklar arıyor?
Rivayetle Peygamberlik ispatı en baştan hatalı bir önermedir. Haber delili temelde şuna dayanır: Rivayet- Güven ve İman. Oysa Kur’an’ın yöntemi şudur: Vahiy – Hakikat ve İman.
Tarihsel rivayetler; aktarılmıştır, değişmiştir ve yorumlanmıştır. Bu yüzden kesin bilgi değil zanni bilgi üretir. Zanni bilgi üzerine asla iman inşa edilmez. Çünkü iman, ihtimale değil hakikate dayanır.
Haber Delilinin Bazı Örnekleri
Bu yöntemde sürekli aynı örnekler tekrar edilir: “Dünya malı istemedi” – Mala tamah etmeyen rahiplerde var, onlar da vahiy almadı. Yada “Çok çile çekti” – İnsanlar yanlış ideolojiler için de çile çekip ölebilir. Onlar da vahiy almadı. Ya da ‘’Hiç yalan söylemedi” Dürüst olmak demekte vahiy almak değildir. ‘’Büyük başarı elde etti” Başka büyük zafer elde eden insanlar da vardır. Ama onlar da vahiy almadılar.
Yani bu örneklerin hiçbiri peygamberliği ispatlamaz. Ama daha önemlisi şudur ki: Bu örneklerin hepsi Kur’an’ın yerine geçirilmiş şeylerdir. Yani vahyin yerine psikoloji, karakter analizi ve tarih konulmaktadır.
Mütevatir kavramına da değinirsek haber delilini ve hadisleri kesin göstermek için ortaya atılmış bir iddiadır ve çok kişi aktarıyorsa doğrudur mantığına dayanır. Bu mantık doğru değildir. Tarih boyunca milyonlarca hatta milyarlarca insanın yanlış inançlara kapıldığı düşünüldüğünde çoğunluk hiçbir zaman hakikatin garantisi değildir. Ayrıca hadislerin nesiller sonra yazıya geçirilmiş olması, rivayet zincirlerinin kopukluklar ve insan faktörü içermesi nedeniyle gerçek anlamda kesintisiz ve tartışmasız bir........
