menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yalnızlaşan Siyonizm daha da saldırganlaşıyor

12 0
06.10.2026

Soykırımcı Netanyahu, BM Genel Kurulu'nu hangi ülkelerin terk ettiğini kayda geçirtmek ve Lübnan'da sinyal gönderip patlatarak katliam yaptırdığı çağrı cihazı görünümlü bombayı salonda göstermek suretiyle, uluslararası topluma meydan okuyarak tehditler savurmaya kalkmıştır. Bu, başta ekonomik, siyasi ve diplomatik olmak üzere, her yönden yalnızlaşma sürecine giren soykırımcı ve işgalci Siyonizmin, bundan böyle tam bir gözü dönmüşlük ile hareket edeceğine işaret etmektedir.

Prof. Dr. Cengiz Gül/ Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Batılı ülkelerin zorlaması ve Theodore Herzl'ın Siyonist ideolojisinin yönlendirmesiyle Filistin'e doğru başlayan Yahudi göçleri, 2. Dünya Savaşı'nın bitmesinden sonra da artan oranda devam etmiştir. 1947 yılında Almanya ve Polonya'dan Filistin'e gönderilen Yahudi mültecileri taşıyan gemilerin üzerinde,"Almanlar ailelerimizi evlerimizi yok etti, siz de umutlarımızı yok etmeyin (The Germans destroyed our families and homes, don't you destroy our hopes)" yazılı pankartları gören Filistinli Müslümanlar, inançlarından gelen, zorda olana merhamet edilmesi gerektiği düsturundan hareketle, ellerinden gelen tüm yardım ve iyiliği sergilemişlerdir. O zaman uzatılan bu insanlık elinin, daha üzerinden bir yıl bile geçmeden koparılmaya çalışıldığına ise tüm dünya şahit olmuştur. İngiltere'nin öncülüğünde Birleşmiş Milletler (BM) de alet edilerek 1948'de kurulmuş olan İsrail, daha da artan Yahudi göçleriyle birlikte, taksim (paylaşım) planı sonrasında Filistin'in büyük kısmının İsrail'e verilmesi ve ardından 1967'deki '6 Gün Savaşı'nda işgallerini daha da genişletmesiyle, tüm yardımlarına karşılık Filistinlilerin evleri, arazileri ile vatanlarını ve hatta hayatlarını da gasp ve imhaya kalkışmak suretiyle, umutlarını yaşatanların umutlarını yok etme barbarlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Siyonist terör rejimi, Gazze'de yürüttüğü soykırım ve işgalin yanı sıra, zaten mahalle ve hatta sokaklarına kadar duvarlarla bölerek parçaladığı Batı Şeria'da, Müslümanları ev ve işyerlerinden atmak ve direndiklerinde ise yıkma, yaralama ve hatta katliamlarla Filistin topraklarını adım adım gasp ve işgal etmeye devam etmektedir.

Destekçilerinden de tepkiler yükseliyor

1948'den sonraki işgalleri sürecinde, bu gasp ve işgal politikasını bıraktırmaya yönelik BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi tarafından çıkarılan 131 adet kararın tamamını yok sayarak uluslararası hukuka da savaş ilan eden İsrail'e karşı, özellikle de Batı Şeria'daki işgallerini artırması sonrasında, tam destekçisi konumundaki Batılı ülkelerden bile ciddi ölçüde tepkilerin yükselmeye başladığı görülmektedir. Bunun en son örneklerinden birisi de, hakkında soykırım ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)'nce yakalama ve tutuklama kararı bulunan B. Netanyahu'nun, 24 Eylül 2026 tarihinde BM 81. Genel Kurulu toplantısında konuşmak için kürsüye çıktığında, pek çok ülke temsilcisi tarafından, salonun boşaltılması suretiyle protesto edilmesi olmuştur. 20 Ekim 2025'teki sözde ateşkesi binlerce defa bozarak Gazze'de soykırıma devam eden ve Kasım 2024'ten bu yana hakkında çıkartılan yakalama kararından dolayı önceki UCM savcısı Karim Ahmad Khan ile birlikte bu karara imza atan tüm hâkimleri tehdit edip hedef gösteren soykırımcı sanık, BM Genel Kurulu'nu hangi ülkelerin terk ettiğini kayda geçirtmek ve Lübnan'da sinyal gönderip patlatarak katliam yaptırdığı çağrı cihazı görünümlü bombayı salonda göstermek suretiyle de, uluslararası topluma meydan okuyarak tehditler savurmaya kalkmıştır. Bu ise, başta ekonomik, siyasi ve diplomatik olmak üzere, her yönden yalnızlaşma sürecine giren soykırımcı ve işgalci Siyonizmin, bundan böyle tam bir gözü dönmüşlük ile hareket edeceğine işaret etmektedir.

Türkiye'yi hedef gösteren Siyonist zihniyet

Gazze'de işlediği soykırım ve savaş........

© Açık Görüş