İsrail'in yeni Ortadoğu planı ve “Kürt kartı”
Bugün İran'a yönelik saldırı bağlamında gündeme getirilen “Kürt kartı”, aslında Ortadoğu'da defalarca denenmiş eski bir stratejinin yeni versiyonundan başka bir şey değildir. Emperyal güçler bölgeyi doğrudan işgal edemeyince halkları birbirine karşı konumlandırarak sonuç almaya çalışmaktadır. Ortadoğu'nun yakın tarihi bize aynı gerçeği defalarca göstermiştir: Emperyal güçler savaşları planlar, fakat bedelini bölge halkları öder.
Mehmet Hasip Yokuş/ Sosyolog, Yazar
Ortadoğu, son bir asırdır yalnızca savaşların değil aynı zamanda büyük güçlerin jeopolitik mühendislik projelerinin uygulama sahası olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sonrasında cetvelle çizilen sınırlarla parçalanan bu coğrafya, bugün de etnik ve mezhebi fay hatları üzerinden yeniden daha küçük parçalara bölünmek istenmektedir.
Bölgenin sürekli kriz üreten bir jeopolitik alan olarak kalması ise büyük ölçüde dış müdahalelerle beslenen bu parçalanmışlığın sonucudur. Son günlerde İran'a yönelik saldırılar ve bu bağlamda gündeme getirilen "Kürt kartı" tartışmaları, Ortadoğu'nun siyasi mimarisini yeniden şekillendirmeyi hedefleyen daha geniş bir stratejik planın yeni bir safhasına işaret etmektedir.
İstikrarsızlık ve çatışma üreten bu stratejiler; askeri darbeler, doğrudan işgaller veya toplumsal fay hatlarının tetiklenmesiyle ortaya çıkan etnik ve mezhepsel çatışmalar yoluyla bölgeyi sürekli bir kırılganlık döngüsü içinde tutmaktadır. Bugün İran'a yönelik saldırılar da bu kırılganlık üretme stratejisinin yeni bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Meselenin yalnızca İran rejimi ile Batı arasındaki bir gerilim olarak okunması, yaşanan sürecin stratejik boyutunu kavramak açısından yeterli değildir. Zira bu saldırıların Ortadoğu'nun siyasi mimarisini yeniden şekillendirmeyi hedefleyen daha geniş bir projenin parçası olduğuna dair güçlü emareler bulunmaktadır.
İsrail'in güvenliğini bölgesel düzenin temel referansı haline getiren bu denklem, ABD'nin askeri, diplomatik ve ideolojik steğini arkasına alarak Ortadoğu'yu büyük bir kaos ve istikrarsızlık sarmalına sürükleme potansiyeli taşımaktadır.
Tarih boyunca Batı'nın işgal ve sömürge siyasetinin en belirgin özelliklerinden biri, hedef alınan ülkelerin toplumsal fay hatlarını harekete geçirerek bu ülkeleri içeriden zayıflatmaktır. Lübnan, Irak, Afganistan ve Suriye'de yaşananlar, bu stratejinin somut örnekleri olarak karşımızda durmaktadır.
Bu yazıda ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşta "rejim değişikliği" hedefi doğrultusunda Kürt kartını devreye sokma senaryosu üzerinde durmak istiyoruz.
İSRAİL SAVAŞINDA VEKÂLET AKTÖRLERİ VE KÜRTLERİN TARİHİ SINAVI
ABD ve İsrail tarafından İran'a yönelik başlatılan saldırılar ve bu saldırıların bölgesel sonuçları üzerine yürütülen tartışmalar giderek daha kritik bir noktaya ulaşmaktadır. Savaşın askeri boyutunun yanı sıra, bu sürecin bölgenin etnik ve mezhebi fay hatlarını harekete geçirecek şekilde kurgulandığı giderek daha açık biçimde görülmektedir.
İran'a yönelik saldırılar sürerken ABD'nin içeride kaos ve iç savaş üretmeye yönelik planları da artık açık biçimde konuşulmaktadır. ABD merkezli bazı medya organlarında yer alan haberler, Washington yönetiminin İran içinde yeni bir iç cephe oluşturmak amacıyla bazı Kürt silahlı gruplarını devreye sokma senaryosunu ciddi biçimde değerlendirdiğini ortaya koymaktadır.
Donald Trump'ın bazı Kürt liderlerle yaptığı görüşmeler bu arayışın somut göstergelerinden biridir. Trump'ın bu amaçla Irak Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesut Barzani, Kürdistan........
