menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye'nin Karadeniz'den gelebilecek deniz ve hava dronlarına karşı hassasiyeti

6 0
22.05.2026

Karadeniz'in Türkiye açısından yalnızca bir deniz güvenliği alanı değil; aynı zamanda drone savaşı, elektronik harp, enerji güvenliği ve hibrit çatışma sahası haline geldiği görülmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin önümüzdeki dönemde Karadeniz güvenlik stratejisini yalnızca klasik askeri tehditlere göre değil; düşük yoğunluklu, belirsiz ve teknoloji temelli yeni nesil tehditlere göre yeniden şekillendirmesi gerekecektir.

Dr. Necdet Özçelik/ Akademisyen, Yazar

Rusya–Ukrayna savaşı, Karadeniz'deki güvenlik mimarisini önemli ölçüde değiştirmiştir. Savaşın ilk dönemlerinde daha çok klasik donanma unsurları, füze saldırıları ve hava operasyonları öne çıkarken, ilerleyen süreçte düşük maliyetli ve yüksek etkili insansız sistemler savaşın merkezine yerleşmiştir. Özellikle kamikaze İHA'lar, mini keşif dronları, elektronik harp destekli otonom sistemler ve insansız deniz araçları Karadeniz'i yeni nesil hibrit savaş sahasına dönüştürmüştür. Bu dönüşüm yalnızca Rusya ve Ukrayna'yı değil, Karadeniz'e kıyısı bulunan tüm ülkeleri doğrudan etkilemektedir.

Türkiye açısından mesele yalnızca sınır güvenliği boyutuyla sınırlı değildir. Karadeniz; enerji güvenliği, ticaret yolları, boğazların güvenliği, NATO dengesi, Rusya ile ilişkiler ve bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahiptir. Bu nedenle savaşın ortaya çıkardığı yeni nesil drone tehditleri Türkiye bakımından hem askeri hem ekonomik hem de diplomatik sonuçlar doğurabilecek yeni bir güvenlik başlığı haline gelmiştir.

Hava dronları (İHA) açısından hassasiyet

Rusya–Ukrayna savaşı boyunca özellikle düşük radar izli İnsansız Hava Araçlarının (İHA) yoğun kullanımı dikkat çekmiştir. İran yapımı Şahid tipi kamikaze İHA'lar, uzun menzilli keşif dronları, mini taktik İHA'lar ve GPS destekli otonom platformlar savaşın karakterini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu sistemlerin en büyük avantajı düşük maliyetle yüksek etki yaratabilmeleridir. Küçük boyutları, sessiz uçuş özellikleri ve düşük radar görünürlüğü nedeniyle klasik hava savunma sistemlerini zorlayabilmektedirler.

Türkiye'nin Karadeniz kıyıları boyunca önemli radar ve hava gözetleme kapasitesi bulunmasına rağmen mini İHA'lar belirli zafiyet alanları oluşturmaktadır. Özellikle deniz yüzeyine yakın uçuş yapan, düşük hızda hareket eden, küçük kompozit gövdeli ve radar kesit alanı düşük olan sistemlerin tespit edilmesi zorlaşabilmektedir. Samsun'da düşen İHA olayı bu açıdan dikkat çekici bir örnek olarak değerlendirilmektedir. Olay, Karadeniz üzerinde yön kaybına uğrayan veya elektronik karıştırmadan etkilenen bir platformun Türkiye hava sahasına istemsiz biçimde girebileceğini göstermiştir. Aynı zamanda küçük ve düşük görünürlüklü İHA'ların geleneksel hava savunma sistemlerinden kaçabilme ihtimalini de ortaya koymuştur.

Bu gelişmeler Türkiye açısından yeni güvenlik ihtiyaçlarını gündeme getirmektedir. Özellikle alçak irtifa radar ağlarının güçlendirilmesi, kıyı bölgelerinde mini İHA savunma sistemlerinin yaygınlaştırılması, elektronik harp entegrasyonunun artırılması ve yapay zekâ........

© Açık Görüş