menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriyelilerin geri dönüş süreci

16 0
13.05.2026

Türkiye'de bazı sektörlerde Suriyeli işgücüne yönelik fiili bir ihtiyaç olduğu bilinen bir gerçek. Özellikle tekstil, inşaat, tarım ve düşük maliyetli imalat sektörlerinde çalıştırılan Suriyeliler; iş gücü piyasasında uzun yıllardır oluşan ara eleman açığını kısmen telafi eden bir unsur hâline geldi. Nitekim bazı iş dünyası temsilcileri ve sektör örgütleri; Suriyelilerin ani ve kitlesel biçimde ülkeden ayrılmasının üretim maliyetlerini artırabileceğini, ara eleman krizini derinleştirebileceğini ve bazı alanlarda iş gücü açığı yaratabileceğini açıkça dile getiriyor.

Dr. Hacı Mehmet Boyraz/ KSÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Suriye'de 2011'de başlayan kriz, kısa süre içinde 21. yüzyılın en büyük insani krizlerinden birine dönüştü. Baas rejiminin kendi halkına karşı uyguladığı şiddetin yanı sıra ülke genelinde merkezi otoritenin çökmesi sonucunda DEAŞ ile PKK/PYD/YPG başta olmak üzere terör örgütlerinin güç kazanması üzerine milyonlarca Suriyeli yerinden oldu. Suriye ile 911 km'lik kara sınırı paylaşan Türkiye, krizin ilk anından itibaren "açık kapı politikası" çerçevesinde bu meseleyi salt güvenlik merkezli bir dosya olarak değil evvela insani sorumluluk olarak gördü. Kadim Türk devlet geleneğindeki mazluma sahip çıkma anlayışı ve İslam medeniyetindeki muhacir-ensar yaklaşımı, bu politikanın ahlaki zeminini oluşturdu. Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Suriyeli muhacirlere inancımızın ve komşuluk hukukumuzun gereği olarak ensarlık yaptık." açıklaması, Türkiye'nin bu süreçte izlediği yaklaşımın genel çerçevesini açık biçimde ortaya koyuyor. Buna mukabil Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın geçen yıl Ankara'ya yaptığı ziyaretteki "Türkiye'nin Suriye halkına gösterdiği tarihi duruşu asla unutmayacağız." açıklaması yeni yönetimin ahde vefası olarak görülebilir.

Suriyelilerin Türkiye'deki statüsü

Türkiye'deki Suriyelilerin hukuki statüsü kamuoyunda çoğu zaman yanlış kavramlarla ifade ediliyor. Göçmen, mülteci ve sığınmacı gibi kavramların birbirinin yerine kullanılması meselenin sağlıklı tartışılmasını zorlaştırıyor. Bu meseleyle ilgili ciddi bir bilgi kirliliği oluştuğu için hukuki kavramların doğru kullanılması fevkalade önem arz ediyor. Bu çerçevede hemen belirtmek lazım ki Türkiye'deki Suriyeliler hukuken "mülteci" statüsünde değil. Zira Türkiye, 1951'de Cenevre'de imzalanan Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşmeye koyduğu coğrafi çekince nedeniyle sadece Avrupa'dan gelen kişilere mülteci statüsü veriyor. Kamuoyunda sıkça kullanılan "sığınmacı" kavramı ise iltica başvurusu yapmış ve yasal süreci devam eden kişiler için kullanılan daha genel bir ifadeye karşılık geliyor. "Göçmen" de teknik açıdan tam isabetli değil çünkü bu kavram, günümüzde daha çok ekonomik veya sosyal nedenlerle gönüllü şekilde yer değiştiren kişiler için kullanılıyor.

Türkiye'deki Suriyelilerin neredeyse tamamı ülkedeki iç savaş nedeniyle zorunlu göçe maruz kalan kişilerden oluşuyor. Bu bakımdan Suriye'den gelen kişiler, 2013'te yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) çerçevesinde "geçici koruma" statüsü altında bulunuyor. Bu statü sağlık, eğitim, barınma ve temel kamu hizmetlerine erişim gibi haklar sağlıyor. Dolayısıyla hukuki açıdan doğru ifade "geçici koruma altındaki Suriyeliler" tanımlamasıdır.

Geri dönen Suriyeliler

Göç İdaresi Başkanlığı (GİB) verilerine göre Türkiye'de geçici koruma kapsamında bulunan Suriyeli sayısı 2012'de 14.237'ydi. Bu sayı 2014'te 1,5 milyona ulaştı ve 2021'de 3,7 milyonla zirveyi gördü. Ancak 8 Aralık 2024 sonrasında başlayan geri dönüş süreciyle bu sayı düşmeye başladı. Son rakamlara göre 7 Mayıs 2026 itibarıyla geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 2,2 milyona geriledi. Buna rağmen........

© Açık Görüş