menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP’deki krize rağmen meydanlar asla susmamalı

38 0
23.05.2026

MEHMET TAŞ / LONDRA – Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin, Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 2023 CHP Kurultayı’nı iptal ederek Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve dönmesine karar vermesi, Türkiye’de otoriterleşme sürecinin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Bu karar yalnızca bir parti içi tartışma ya da hukuki prosedür meselesi değildir. Aynı zamanda halk iradesine, demokratik siyasete ve muhalefetin toplumsal meşruiyetine yönelik kapsamlı bir müdahaledir.

Türkiye uzun süredir yalnızca ekonomik değil, siyasal ve kurumsal bir yönetememe krizi yaşıyor. İktidar bloku, toplumsal rızayı giderek daha fazla zor aygıtlarıyla ikame etmeye çalışıyor. Yeni anayasa tartışmaları, yargı müdahaleleri, muhalefet üzerindeki baskılar ve belediyelere yönelik operasyonlar bu sürecin parçalarıdır. Amaç yalnızca seçim kazanmak değil; denetlenemeyen toplumsal dinamikleri kontrol altına alacak yeni bir rejim mimarisi kurmaktır.

Tam da böyle bir dönemde, geniş toplumsal muhalefeti harekete geçirebilen bir CHP yönetiminin yargı yoluyla tasfiye edilmeye çalışılması tesadüf değildir. Çünkü mesele yalnızca “kurultayda usulsüzlük” iddiası değildir. “Mutlak butlan”, “şaibeli kurultay” ya da “yolsuzluk” söylemleri üzerinden yürütülen kampanya, aslında parti içindeki değişim talebini gayrimeşru göstermeyi hedefledi. Böylece Kemal Kılıçdaroğlu’nun dönüşü, siyasal geriye dönüş değil; sözde “meşruiyetin yeniden tesisi” olarak sunuldu.

Oysa burada yaşanan şey, muhalefetin iç dinamiklerinin iktidarın kriz yönetim stratejisine göre yeniden düzenlenmesidir. Başka bir ifadeyle, siyasal alanın sınırları yeniden çizilmektedir. Bu yönüyle karar, pasif bir “yargısal restorasyon” hamlesi olarak değerlendirilebilir.

Özgür Özel yönetiminin ortaya çıkışı, devlet içindeki geleneksel güç dengeleri açısından tam anlamıyla öngörülebilir değildi. Sorun yalnızca CHP’nin programı değil; kontrol edilebilir olup olmadığıydı. Çünkü mevcut rejim açısından asıl önemli olan, muhalefetin ne kadar sistem içi kalacağı ve kriz anlarında ne ölçüde denetlenebileceğidir.

Bu bağlamda Kürt meselesi özel bir önem taşıyor. CHP’nin son dönemde Kürt seçmenle daha farklı ilişkiler........

© Açık Gazete