menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anti-faşist konferans sonuç bildirisi

72 0
31.03.2026

PORTO ALEGRE DEKLARASYONU: FAŞİZME KARŞI BİRLİK VE HALKLARIN EGEMENLİĞİ İÇİN Porto Alegre Deklarasyonu, 29 Mart 2026

MEHMET TAŞ / LONDRA – Uluslararası mücadelelerin simgesi haline gelmiş, güçlü demokratik gelenekler ve özlemler barındıran bir şehir olan Porto Alegre’de bir araya gelen bizler — beş kıtadan kırktan fazla ülkeden binlerce aktivist — çeşitlilik içindeki birliğimizi selamlıyor; faşizmin, aşırı sağın ve en saldırgan evresine ulaşmış emperyalizmin farklı biçimlerine karşı direnişi örgütleme ve mücadeleyi büyütme irademizi ortaya koyuyoruz.

Aynı hafta içerisinde, Küba’ya yönelik Nuestra América konvoyu gerçekleşmiş; Arjantin’de bir milyondan fazla insan hafıza için ve Milei’ye karşı sokaklara çıkmış; Birleşik Krallık’ta yüz binler anti-faşist seferberliğe katılmış; ve özellikle ABD’de milyonlarca insanın yüzlerce şehirde buluştuğu tarihsel “No Kings” eylemleri, Trump’ı bir kez daha insanlığın düşmanı ilan etmiştir.

Kapitalist-emperyalist sistem derin bir kriz ve keskin bir ekonomik, toplumsal ve ahlaki çöküş süreci yaşamaktadır. Emperyalist güçlerin bu gerilemeye yanıtı ise her yerde faşizmin teşviki, neoliberal politikaların dayatılması, zayıf ülkelere yönelik askeri saldırılar ve yeniden sömürgeleştirme girişimleri olmuştur.

Her ülkede faşist ve neoliberal tehditler özgül biçimler alsa da ortak özellikler taşımaktadır: demokratik özgürlüklerin ortadan kaldırılması; emek haklarının tasfiyesi; yapısal işsizliğin patlaması; sosyal güvenliğin çökertilmesi; sendikaların ve halk örgütlerinin baskı altına alınması; kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi; tüm sosyal yatırımları yok eden “kemer sıkma” politikaları; bilim ve iklim inkârcılığı; köylülerin tarım tekelleri lehine mülksüzleştirilmesi; sınırsız çıkarcılığı ilerletmek için yerli halkların zorla yerinden edilmesi; aşırı kısıtlayıcı göç politikaları ve askeri harcamalarda devasa artışlar.

Aşırı sağ ve neo-faşist güçler, neoliberalizmin yıkıcı sonuçlarının yarattığı hoşnutsuzluğu araçsallaştırarak bu politikaları hızlandırmaya yönelik kapsamlı bir saldırı yürütmektedir. Tıpkı klasik faşizmde olduğu gibi, bu hoşnutsuzluğu göçmenlere, kadınlara, LGBTQ bireylere, sosyal haklardan yararlananlara, ırksallaştırılmış topluluklara ve ulusal ya da dinsel azınlıklara yönlendirmeye çalışmaktadırlar. Her ülkede farklı biçimler alsa da aşırı sağın yükselişine her aşamada azgın milliyetçilik, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, cinsiyetçilik, LGBTQI karşıtı nefret, düşmanlaştırma siyaseti ve zulmün normalleşmesi eşlik etmektedir.

Sermayenin ellerinde zenginliğin yoğunlaşmasını hedefleyen ve azami kâr dürtüsüne dayanan bu politikalar, aynı zamanda kaynakları tekelleştirmek ve halkları sömürmek için emperyalist saldırganlığın tırmandırılmasıyla da kendini göstermektedir.

Emperyalizm giderek daha sınırsız, daha saldırgan ve daha militarist bir karakter kazanmaktadır. Uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler Şartı’nı ve halkların kendi kaderini tayin hakkını hiçe saymakta; boyun eğmeyen ülkelere yaptırımlar uygulamakta, saldırılar düzenlemekte, bombalamakta; devlet başkanlarını kaçırmakta ve suikastlar gerçekleştirmektedir.

Bu........

© Açık Gazete