menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir telefonun ardından: Erdoğan, Aliyev'i Ankara'ya davet etti

8 0
previous day

Bazen bir haber cümlesi, koca bir hikâyenin sadece kapısını aralar. "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile telefonda görüştü." İşte böyle bir cümle. Kısa, sade, neredeyse rutin. Ama bu topraklarda "telefon görüşmesi" denen şey hiçbir zaman sadece bir telefon görüşmesi değildir. Hele iki ülke arasında onca söz, onca gerginlik, onca kırgınlık dolaşırken...

İletişim Başkanlığı'nın açıklamasına göre iki lider, Türkiye-Azerbaycan ikili ilişkilerini ve bölgesel, küresel gelişmeleri ele almış. Erdoğan, görüşmede iki ülkenin "kardeşlik hukukundan aldığı güçle" iş birliğini daha ileri seviyelere taşıyacağını ifade etmiş. Ve tabii o cümle ki bence haberin kalbi: Erdoğan, Aliyev'e Ankara'da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı 13'üncü Zirvesi için davette bulunmuş. Bir de Azerbaycan'ın bağımsızlığının 35'inci yıl dönümü kutlaması var; o da aynı görüşmede bir kez daha dile getirilmiş.

Şimdi isterseniz biraz yavaşlayalım. Çünkü burada durup düşünmemiz gereken bir şey var: Bu görüşme neden bu kadar "kritik" diye sunuluyor? Bir telefon görüşmesi ne zaman sıradan bir nezaket teatisinden çıkıp da bir "mesaj" hâline gelir?

Cevap, sanırım, son günlerdeki hava durumunda saklı. Kaynaklara yansıyan bilgilere göre Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin okullara alınmadığı iddiaları sosyal medyada gündeme gelmiş; ardından karşılıklı açıklamalar, sertleşen cümleler, "iç işlerimize müdahale" suçlamaları... Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın uygulamaya tepki göstererek Azerbaycan yönetimine çağrıda bulunduğu, iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi'nin ise Türkiye'den yapılan açıklamaları ülkenin iç işlerine müdahale olarak değerlendirdiği aktarılıyor. Sonrasında Azerbaycan Başsavcılığı'nın, aralarında Fatih Tezcan ve Rıdvan Kaya'nın da bulunduğu yedi kişi hakkında uluslararası arama kararı çıkardığı, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın ise aralarında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ve DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun da olduğu 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını "istenmeyen kişi" ilan ederek ülkeye girişlerini yasakladığı belirtiliyor.

Yani ortada, iki "kardeş ülke" arasında, kamuoyu önünde yaşanmış bir gerilim silsilesi var. İşte tam da bu noktada o telefon görüşmesi, sıradan bir nezaket telefonu olmaktan çıkıyor. İki liderin doğrudan hatta buluşması, bir anlamda "Bu iş burada durmalı" demenin diplomatik dili. Çünkü........

© ABC Gazetesi