Bir Sabah Kapı Çalıyor: Tera Operasyonu Bize Ne Anlatıyor?
Hepimiz o kapıyı bir yerden tanıyoruz. Çocukken mahallede birinin kapısı çalınır, perde aralanır, sonra günlerce o evden ses çıkmazdı. Büyüdük, kapılar değişti; artık plazaların cam kapıları çalınıyor. Ama o sessizlik aynı sessizlik. Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da, Tera Yatırım Holding'in kapısı da öyle bir sabaha uyandı. 19 Eylül'de Mali Suçlarla Mücadele ekipleri hem holding binasına hem de bağlantılı şirketlere girdi. Şimdi ise o kapıdan çıkanlar adliyede. Peki biz, ekran başında oturup bunu izleyenler, aslında ne izliyoruz?
Bir kere şunu net söyleyeyim: Bu bir hüküm değil. Soruşturma sürüyor, ifadeler yeni alınıyor. Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile şirket yöneticileri Emre Alkin, Kerem Alkin ve Alper Öztürk, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Gelen bilgilere göre Tezmen'in savcılık ifadesine başlandı. Bunlar doğrulanabilir olgular. Gerisi ise hepimizin kafasında dönüp duran sorular.
İnsanın aklına ister istemez şu geliyor: Bir şirketin adı gazetelerin manşetine düştüğünde, orada çalışan sekreterin, güvenlik görevlisinin, yeni evlenmiş gencecik bir uzmanın, emekliliğine üç yıl kalmış bir müdürün hayatı ne oluyor? Biz manşetleri okuyoruz ama o binanın içinde bir sürü insan var. Sabah işe gelmişler, çaylarını koymuşlar, bilgisayarlarını açmışlar. Sonra koridorda ayak sesleri. O an, hayatlarının geri kalanını belki de hiç tahmin etmedikleri bir yerden sarsan o an.
Belki de bu yüzden bu tür haberler beni sadece "kim, ne yaptı" düzleminde ilgilendirmiyor. Benim asıl merak ettiğim, o insanların o gün eve nasıl gittiği. Eşine ne söylediği. Çocuğuna "bugün işler nasıldı" sorusuna ne cevap verdiği. Çünkü rakamlar, dosyalar, suçlamalar bir yerde duruyor; ama hayat, mutfak masasında devam ediyor.
Şimdi biraz da işin içeriğine bakalım. Soruşturma, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere yönelik yürütülüyor. Bu ne demek? Yani borsada, yatırımda, finansal işlemlerde bir usulsüzlük iddiası var. İddia kelimesinin altını çiziyorum, çünkü bu ülkede en çok unuttuğumuz şeylerden biri, bir insanın suçlu sayılması için mahkeme kararı gerektiği. Ama aynı zamanda şunu da unutmamak lazım: Bu tür soruşturmalar,........
