Kedili kadın imajı
Geçmişten bugüne kadar gelen, zihinlerimize yerleşmiş “kedili kadın” imajı diye bir şey var. Belli bir yaşın üstünde, genelde yalnız yaşayan bir kadının birden fazla kedisinin olması, her nasılsa kötü bir imaj olarak önümüze servis edilmiş. Öyle ki “kedili kadın” tabiri bir aşağılama gibi kullanılır olmuş.
Bir insanın, hayvan sever olmasında, kedi sevmesinde, kedileri kendine can yoldaşı olarak seçmesinde olumsuz nasıl bir durum var, anlamak mümkün değil?
Ama tabii işin alt metnine bakarak farklı okumalar da yapılabilir.
Mesela; “kedili kadın”, toplumun kendisinden beklediği davranış kalıbının dışına çıkıyor; bu da tuhaf bulunuyor.
Kadın evli, çocuklu, torunlu olup eşine, çocuklarına ve torunlarına kendini adamak yerine kedilere adıyorsa, bu, toplumun geniş bir kesimi tarafından “olumsuz” olarak değerlendiriliyor. Anlayacağınız yine kadının ona biçilen rolün dışına çıkmış olmasına ceza kesiliyor.
Veya bir insanın parasını, vaktini, sevgisini insan dışında bir varlığa verebilmesi, bazılarınca yadırganıyor.
İşin garibi “kedili kadın” imajı sadece bizim topluma has da değil. Birçok toplumda “kedili kadın” olmak, o toplumun dışına itilmiş olmakla neredeyse bir tutuluyor.
Geçtiğimiz gün Twitter’da karşıma şahane bir tweet çıktı. Amerikalı bir kullanıcının yazdığı Tweet’i şöyle çevirebilirim. Diyor ki:
“Kedili kadın ifadesinin hakaret gibi kullanılmasından artık gerçekten çok sıkıldım. Eğer savunmasız, değerli hayvanlara sevgi vermenin ve onlara iyi bir yaşam sunmanın kötü bir şey olduğunu düşünüyorsan, bu senin hakkında bilmem gereken her şeyi söylüyor.”
Benden binlerce kilometre ötede yaşayan, farklı bir kültürden ve toplumdan olan bu kullanıcıyı ayakta alkışlıyorum.
“Kedili kadın”lara değil de; onları kedi sevgisi üzerinden aşağılayan kişilere bakmak lazım aslında. Bir insanın hayvan sevgisini, hayvanlarla olan iletişimini, ilişkisini sorgulayanı da biz sorgulayalım mesela…
Keşke diyorum; dünyayı karanlık bir yere çeviren zihniyetler yerine daha çok kedili kadınlar olsaydı. Yalancılar,........
