Bugün menüde mikroplastik var!
Atık deyince akla ilk olarak, üretmekten de tüketmekten de vazgeçemediğimiz plastikler geliyor. “Plastik aşkımız!” sayesinde artık mikroplastikler her yerde.
Mikoplastikler gözle görülemeyecek kadar küçük plastik parçacıklar için kullanılan bir tabir. Her gün kullandığımız ve işimiz bitince attığımız plastik poşetler, ambalajlar, şişeler ve akla gelebilecek her türlü plastiğin zaman içinde aşınarak parçalanmasıyla ortaya çıkıyor.
Mikroplastikleri biz görmesek de onlar soluduğumuz havada, içtiğimiz suda, yediğimiz yiyeceklerde... Yani artık plastik kirliliği demek, sadece karada ve denizdeki plastik atıkları ifade etmiyor. Bizzat bedenlerimiz plastikler için birer çöplük haline gelmiş durumda.
Eserimizle gurur duyalım!
Sıfır Atık Günü'nde karşıma çıkan en dikkat çekici bilgilerden birini de yeri gelmişken sizlerle paylaşayım:
Science Advances dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırmaya göre; Dünya genelinde 1950–2015 arasında üretilen tüm plastik atığın sadece ve sadece %9’u geri dönüştürülebilmiş.
Tüm plastiğin ’si yakılmış. Kalan y’u ise doğada veya depolama alanlarında birikmiş!
Bu bilgiyi öylesine okuyup geçmeyin lütfen. Bakın; 65 yıl boyunca üretilen tüm plastikten bahsediyoruz burada. Tam 9 milyar ton plastik üretmişiz bu süre boyunca. Ve bu plastiğin 'ini dönüştürememişiz. Yani neredeyse hepsi atığa dönüşmüş.
İşte bugün, o geri dönüştüremediğimiz plastiklerin dönüştüğü mikroplastikler hem doğa hem de biz dahil tüm canlılar için büyük bir tehdit haline geldi.
Plastik ucuz, üretimi kolay, kullanması pratik. Ama maalesef sağlığımız ve Dünya'nın geleceği için tehlikeli!
Atık yöntemi ve geri dönüşüm sisteminin tüm kentlerde yaygınlaşması elbette önemli. Ancak plastik üretimi kısa vadede kademeli olarak azaltılıp sonrasında da durdurulmadıkça, sorunun gerçek anlamda çözülmesi pek de olası görünmüyor.
Ülke genelinde toplanan köpeklerin yarısı öldü mü?
Türkiye’de........
