Annelik
Dünyaya yeni bir canlı getirmek şüphesiz ki, yaşamın en büyük mucizelerinden biri. Ama “annelik” dediğimiz sadece dünyaya bir bebek getirmekten mi ibaret? Mesela bir çocuk doğurup onu terk edene, anne denilebilir mi? Çocuğuna sabah akşam şiddet uygulayana, taciz edene, satana, anne denilir mi? Annelik demek saf sevgi demek. Özveri demek. Karşılıksız sevgiyle, sonsuz şefkatle ve sabırla bir çocuğu büyütmek, yetiştirmek demek.
O mutlu olsun, huzurlu olsun, güvende olsun, sağlıklı olsun diye elinden gelenin misliyle fazlasını yapmak demek.
O zaman, demek oluyor ki; annelik kavramı sadece doğurmakla ilgili değil.
Ülkemizin abuk sabuk gündemlere hiç ihtiyacı olmamasına rağmen bu hafta herkesin dilinde bir markanın anneler günü reklamı vardı.
Beyaz eşya ve ev aletleri üreten bu ünlü marka bana göre son derece hoş bir reklam hazırlamış.
Klasik anneler günü reklamlarından biraz farklı. Çünkü reklamda annelik kavramının o geniş konseptine vurgu yapılmış.
İki farklı anne profili çizilmiş. Biri anne deyince aklımıza gelen anne. Diğeri ise “çocuğum” diye sevdiği köpeğinin annesi.
Bu reklam fırtınalar kopardı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş sosyal medya hesabından reklamı sert dille eleştirdi. “Annelik, reklam diline indirgenerek değersizleştirilecek bir kavram değildir!” dedi ve annelik gibi “derin ve kurucu bir değerin, iletişim stratejileri uğruna esnetilmesini ve sıradanlaştırılmasını” kabul etmediklerinin altını çizdi. Tabii RTÜK durur mu; jet hızıyla reklamla ilgili inceleme başlattı.
Bu ülkenin “anneleri” ne acılar çekiyor.
Sokak ortasında veya evinde çocuklarının önünde katlediliyor o çok değer verdiğiniz anneler!
Çocuğu öldürülüyor, adalet yerine gelsin diye kendini paralıyor da, adalet bulamıyor anneler!
Çocuğunun istismar edildiğini, can güvenliklerinin olmadığını haykırıyor ve sonra kızıyla öldürülüyor anneler!
Üç kuruş para kazanmak için çocuklarını evde bırakıyor ve döndüğünde ölü bedenlerini buluyor anneler!
Eşinden şiddet görüyor........
