Haydi arınalım!
Ne kadar güzel bir kelimedir arınma. Türk Dil Kurumu arınmayı temizlenmek, kir, pas veya yabancı maddelerden kurtararak katışıksız bir hale getirmek olarak tanımlıyor. Felsefede ise ruhun tutkulardan kurtulması olarak belirtilmiş. Mecazi olarak da kişinin içinde bulunduğu kötü durumlardan, suçtan, günahtan kurtulması olarak anlatılıyor.
Son günlerde çok kullanır olduk bu sözcüğü. Kimin sayesinde? Elbette atama Genel Başkan, Butlancı Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde. Sık sık şu açıklamaları yapıyor yargının atadığı genel başkan; 'Partimiz bizlere kutsal bir emanettir. Emanete kara çalınamaz. Hele ki bu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir.''
Ne kadar güzel söylemler değil mi? İyi o zaman hep birlikte arınsınlar. Ancak arınırken kesinleşmemiş yargı kararlarının, yanlı iddianamelerinin baz olarak alınmamasından başlamak gerekmiyor mu? İster iktidarda olsunlar, ister muhalefette hangi parti içinde yolsuzluk yapılıyorsa bunların kanıtlarıyla ortaya çıkarılmasından, yargı kararlarıyla kesinleşmesinden sonra arınmak doğrusu değil midir? Arınmak yalnızca yolsuzluklardan arınma mıdır? Peki Türk siyasal tarihine CHP'yi bölen adam olarak geçişini, yüz yıldır sağcı iktidarların yapamadığını becermeyi içine nasıl sindirecek, içinde bulunduğu kötü durumdan, suçtan günahtan nasıl arınacak atama genel başkan?
Kaybettiği 13 seçime boynunu bükerek, seçmenin başını eğdirerek hiç itiraz etmeyen, bir butlancı olarak ilk defa kaybettiği Kurultaya itiraz eden ve partiyi karıştıran bir siyasetçi kimliğinden nasıl arınacak?
Arınması gereken günahlar saymakla bitmiyor. Akıllarda kalanlar 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde........
