menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kusurlu görünümün kusursuz pazarlanması

4 0
08.08.2026

Son yıllarda moda dünyasında adından en çok söz ettiren sneaker markalarından biri kuşkusuz Golden Goose. İlk bakışta birçok kişinin dikkatini çeken şey ise ayakkabıların bilerek eskitilmiş görünümü oluyor. Kimileri bunu garip buluyor, kimileri ise tam da bu yüzden markaya hayran kalıyor. Ben ise Golden Goose’u yalnızca bir spor ayakkabı markası olarak değil, alışılmışın dışında bir pazarlama anlayışının başarılı bir örneği olarak görüyorum.

Golden Goose, 2000 yılında İtalya’nın Venedik kentinde Alessandro Gallo ve Francesca Rinaldo tarafından kuruldu. Marka ilk yıllarında hazır giyim ve aksesuar üretse de asıl çıkışını el işçiliğiyle hazırlanan sneaker koleksiyonlarıyla yaptı. Bugün dünyanın birçok ülkesinde mağazaları bulunan marka, “kusursuz olmak zorunda değilsin” fikrini modaya taşıyan öncü isimlerden biri haline geldi.

Markanın en dikkat çekici özelliği, yeni bir ayakkabıyı sanki yıllarca kullanılmış gibi göstermesi. Çizikler, kir efektleri, yıpranmış tabanlar ve soluk bağcıklar ilk bakışta şaşırtıcı gelebiliyor. Oysa bu görüntü tamamen bilinçli olarak hazırlanıyor ve her çift ayakkabı İtalya’da ustalar tarafından tek tek elde işleniyor. Bu nedenle birbirinin tamamen aynısı iki Golden Goose ayakkabısı bulmak neredeyse imkansız.

Bana göre markanın en büyük başarısı, insanların bir ürün değil, bir hikâye satın aldığını çok erken fark etmiş olması. Günümüzde birçok........

© 9 Eylül Gazetesi