menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

1 Mayıs ya da hangi gündem?

34 0
01.05.2026

Aklı, ahlakı, mantığı, izanı ve insafı alt üst eden günlerden geçiyoruz. Çıplak beden yalın ayak aç karın yürüdüler, engelin bin türünü yaşadılar, yemedikleri gaz, tatmadıkları itiş kakış kalmadı. Öncelikle yandaşlar ile matbuatı, günlerce bu hak arayışını görmedi. Ama nasıl bir algı mühendisliği, nasıl bir zamanlama taktiğidir ki, 1 Mayıs’a 48 saat kala sorun çözülüverdi, para muslukları açıldı, eylem sonlandırıldı, evli evine köylü köyüne gitti ve adına “emeğin zaferi” dendi. Muhalefet her rengiyle ve hayretlere boğacak biçimde, bu sonucu “emek/sınıf zaferi” ilan etti, iyi mi! Tarihte egemen sınıfın hükümeti tarafından, emekçi sınıfa bağışlanan ve bağışlanacak bir “zafer” olmadığını unutacak kadar, kendinden geçti. Nasıl, şahane değil mi? Bunun adı, sendikasından sandukasına, partisinden derneğine muhalefetin sefaleti değilse nedir, biri bize anlatsın!

İktidar, elbette sudan kütük toplama ustalığını burada da gösterdi ve yine tarihsel görevine uygun olarak, eliyle yarattığı destekçisi ve ortağı sermayeye “Bas bas parayı emeğe, göbek atarak gidelim seçime” direktifi verdi. Böylelikle mesela DİSK’in (Ah neredesiniz, Kemal Türkler, Abdullah Baştürk, Kemal Nebioğlu ve nicesi?) bir türlü duruş gösteremeyip, “Bağımsız” (!) sendika ile işveren yerine geçen, rol kapan iktidar sayesinde, bir “emekçi sorununun” zaman ayarlı biçimde çözülmesi, kısa bir sınıf fıkrası olarak tarihe geçti.

Bu fıkranın coğrafyası, “emek........

© 9 Eylül Gazetesi