Ülkelerin kaynak transferi
Günümüz kapitalist devletleri bu artı değeri; önce kendi halklarını sömürerek (orta çağlarda), demokrasi gelişip bu olanaktan yoksun kalınca da silah zoruyla başka ülkeler ele geçirilip sömürgeleştirerek, o ülkelerin halklarını sömürerek yarattılar, ya da ABD’de, Japonya’da olduğu gibi ileri teknolojileri ile diğer ülkelerden kaynak aktardılar. Türkiye’mizin sömürgesi olmamıştır. Hatta Osmanlı döneminde de artı değer yaratma anlamında bir sömürme söz konusu olmamış, aksine teba topraklarını, Anadolu’nun kaynakları beslemiştir. Türkiye’mizin yine aynı şekilde, Ar-Ge çalışmalarına ve teknolojiye yetersiz yatırımı ve bilimsel kapasite yetersizliği nedeni ile teknolojik sömürü şansı da olmamıştır, bu gidişle de olmayacaktır.
Bu nedenle; ikinci meşrutiyetten bu yana devlet eliyle ulusal burjuvazi yaratma çabaları “Her mahallede bir milyoner yaratacağım” (1950), “Ben zengini severim” (1980), sonrası da parti yandaşları ile devam etmiş ancak, bin bir zorlukla sağlanan kaynaklarımız yerli ve yabancı bir grup tarafından hortumlanarak çarçur edilmiş, deniz bitmiştir.
Tabi 1980 sonrası topluma alternatifsiz gibi gösterilen özelleştirmenin ve sermayenin globalleşmesinin temellerinin atıldığı yıllar olduğu da unutulmamalıdır.
Bu arada kurtuluşu özelleştirmede........
