menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Odysseus'un yolculuğu-1

21 0
06.09.2026

Üç bin yıldır neden onu anlatıyoruz?

Son günlerde yeniden gündeme gelen Homeros'un Odysseia destanını, kısa anlatılarımız ve yorumlarımızla ele alacağımız dört yazılık bir dizinin ilkini dikkatinize sunuyoruz.

Zaman kendi yatağında akıp gitti.

Yaklaşık üç bin yıl geçti. 

Dünyanın görünüşü değişti.

İnsan denizlerin ötesinde ne olduğunu öğrendi.

Fırtınaların, depremlerin, güneşin doğuşunun ve batışının nedenleri artık eski insanlar gibi tanrıların iradesiyle açıklanmıyor.

Artık makineler daha çok biliyor, sorunlu durumları yorumluyor, daha becerikli.

Ama bütün bu değişimin ortasında değişmeyen bir şey var:

İnsan bugün de seviyor. Korkuyor. Öfkeleniyor. Kıskanıyor. Merak ediyor. Kazanmak istiyor. Kaybetmekten korkuyor. Evini özlüyor.

Ve başına gelenleri anlatıyor, hikâyeler oluşuyor, kulaktan kulağa yayılıyor, kaydediliyor.

İnsanlığın elinde kalan en eski ve en büyük edebî anlatılardan ikisi de işte böyle bir dünyanın içinden çıktı:

Bu iki destanın yaratıcısı aynı kişi. Adı anıt gibi duruyor:

Onu ona atfedilen bu iki eserden ve hakkında söylenenlerden tanıyoruz.

Homeros'un kendisi hakkında bildiklerimiz, anlattığı kahramanlar hakkında bildiklerimizden daha azdır.

Smyrna'da (İzmir’de) mı? Khios'ta (Sakız Adası) mı? Kolophon'da (İzmir-Menderes) mı? Kyme'de (İzmir-Aliağa) mi? İos'ta (Kikilad Adalarında) mı?

Antik dünyanın birçok kenti Homeros'u kendi hemşerisi saydı.

Bütün bu belirsizliğe rağmen, antik kaynaklarda Homeros'u Smyrna'ya, bugünkü İzmir'e bağlayan güçlü bir gelenek var. 

Onun burada doğduğu, Meles Irmağı kıyılarında yaşadığı ve şiirlerini bu çevrede söylediği baskın görüştür. 

Neşeli bir ırmağın, pırıltılı denizin kıyısında!

Belki küçük bir pınarın ya da çağlayanın başında, belki bir mağarada!

Envayı çeşit çiçek açan dağların yamaçlarında!

Bu nedenle Homeros antik çağda “Melesigenes”, yani “Meles'ten doğan” diye de anılmış.

(Homeros büstü-İ.Ö. 2. yüzyıla ait Helenistik bir büstün İ.S. 2. yüzyılda (Roma Dönemi) yapılmış mermer kopyası. British Museum-Londra)

Hatta ilk adının Melesigenes olduğunu, Homeros adının sonradan yakıştırıldığını söyleyen bildirimler bile var. (Pseudo-Herodotos, Homeros’un Yaşamı (Vita Homeri), 3 ve 13.)

Bunların tarihsel olarak kesinliği kanıtlanmış değildir. 

Ancak Homeros'u Smyrna'ya bağlayan gelenek, yalnızca modern İzmir'in Homeros'u sahiplenme isteğinin ürünü de değildir; kökleri antik çağa kadar uzanır.

Homeros’un ne zaman yaşadığı da kesin değildir.

Genellikle İ.Ö 8. yüzyıl olduğu düşünülür.

Üstelik bugün Homeros dediğimiz kişinin gerçekten tek bir tarihsel kişi olup olmadığı bile yüzyıllardır tartışılıyor.

İleri yaşlarında kör olup olmadığı da!

Bütün bu belirsizliklerin ötesinde değişmeyen bir gerçek var:

Homeros adıyla bize ulaşan İlyada ve Odysseia, Akdeniz/Ege kültürünün ve insanlık edebiyatının temel metinleri arasında yer alıyor.

(Kör ozan Homeros ve rehberi. Fransız ressam William-Adolphe Bouguereau’nun resmi- 1874-ABD'deki Milwaukee Sanat Müzesi'nde)

İlyada yaklaşık 15.700, Odysseia ise yaklaşık 12.100 dizelik şiirsel destanlardır.

Her ikisi de Antik Yunan destanlarının geleneksel ölçüsü olan “daktilik heksametre”yle; yani temelde bir uzun iki kısa heceden oluşan altı ölçü ayaklı dizeler halinde söylenmiştir.

Dizelerde kafiye yoktur. 12 bin dizeye kafiye bulmak elbet olanaksızdır!

İlyada, sanıldığı gibi ünlü Troya Savaşı'nın başından sonuna kadar bütün öyküsünü anlatmaz.

Savaşın onuncu yılındaki kısa bir döneme, yaklaşık elli güne yoğunlaşır.

Odysseia ise Troya'nın düşüşünden sonra zaferin kahramanlarından Odysseus'un on yıl süren zorlu eve dönüş yolculuğunu anlatır.

Bununla birlikte Homeros'un asıl ustalığı, yalnızca anlattığı öykülerde değil, kullandığı anlatım tekniğindedir. 

Kahramanlar ve tanrılar neredeyse her anılışlarında aynı şiirsel sıfatlarla karşımıza çıkar: "Hızlı ayaklı Akhilleus", "Kurnaz Odysseus", "Bulut toplayan Zeus", "Parlak gözlü Athena", "Gül parmaklı Şafak", "Şarap karası deniz"... 

Bu tekrarlar rastlantı değil; destanların yüzyıllar boyunca yazıya geçirilmeden ezberlenmesini ve kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan sözlü anlatım geleneğinin en önemli araçlarından biridir.

Homeros ayrıca savaşları ve yolculukları anlatırken, dünya edebiyatının en etkileyici uzun benzetmelerini kullanır. 

Bir kahramanın saldırısı aslana, kartala ya da orman yangınına; bir ordunun ilerleyişi dalgalara, fırtınaya veya olgun başak tarlasına benzetilir. 

Bu nedenle İlyada ve Odysseia yalnızca iki destan değil; ritmi, formül dili, tekrarları ve görkemli benzetmeleriyle yaklaşık üç bin yıldır Batı edebiyatının temelini oluşturan sözlü şiir geleneğinin en büyük anıtları kabul edilir.

(Agamemnon'un Ölüm Maskesi. Mykaine-Yunanistan’da bulunmuş İ.Ö.1600-1500. Atina Ulusal Arkeoloji........

© 12punto