menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Necip Fazıl’ın Başyücelik Devleti

421 0
12.04.2026

BAHRİYE MEKTEBİNDE KESİŞEN YOLLAR: NECİP FAZIL- NAZIM HİKMET- FAHRİ KORUTÜRK 

Necip Fazıl ile Nazım Hikmet  arasında Heybeliada Bahriye  Mektebi yıllarına dayanan bir hukuk var. Necip Fazıl iki devre aşağıda öğrenci. Nazım 1901, Necip Fazıl 1904 doğumlu. Nazım’ı mektebe yerleştiren Bahriye Nazırı Cemal Paşa. Necip Fazıl’ın ailesi  ise  babasının ölümünden  sonra  geçim sıkıntısına düşünce  Heybeliada’ya  taşınmışlar. O arada  bu okula  kaydettirilmiş olmalı. Altıncı cumhurbaşkanımız Fahri Korutürk’ün sınıf arkadaşı. Korutürk, cumhurbaşkanı  seçilince ona bir tebrik   mektubu  göndermiş. Korutürk  de sınıf arkadaşına mukabelede bulunmuş. Teşekkür babında. 

Nazım’la Necip Fazıl arasında zaman zaman mektuplaşmalar var. 15 Temmuz 1950’de af kanunu çıktığında Necip Fazıl hapiste imiş. O da tahliye olmuş.  Nazım 1951'de yurt dışına kaçmak zorunda kalırken Necip Fazıl Demokrat Parti iktidarına yanaşmaya başlamış. Nazım, bir mektubunda Necip Fazıl’a şöyle sesleniyor: 

“Sevgili Necip,  ismin temiz demektir. Benden iyi bilirsin. Necip’i necis yapma. Sen en cihanşümul eserlerini  beş parasız Paris  sokaklarında  dolanırken  vermiş bir şairsin. Cebin para para olacak  diye  ruhun pare pare olmasın. Bilirim kalemin kıvraktır. Lisanın  çeviktir. Bilirim üç satırda ruh üflersin kağıda. Bilirim bir yazsan parçalarsın edebiyatın Çin seddini. O lisan-ı mücerred dilinle Babıali yokuşunun yollarını yalaman beni kahrediyor Necip.  

İnandığın Allah’ın aşkına o kudretli kalemini iktidara payanda yapacağım diye cami direğine çevirme. O kudretli kelimelerini üç kuruşa parselleme. Üç tanesi üç kuruş etmeyecek ciğersizlere. 

Sevgili Necip, elinde Sur-ı İsrafil var. Onu borazana çevirme. Eski dostun Nazım.”  Necip Fazıl’ın 50’lerden sonra benimsediği çizgiyi çok iyi açıklıyor  bu  mektup  bence. 

MİLLETVEKİLİ OLMA İSTEĞİ 

Necip Fazıl, 1946  seçimlerinde CHP'den  milletvekili adayı olmak istedi. Bu başvuru  ilginç gelebilir. Demokrat Parti’den aday olması beklenirdi.  Şöyle bir ihtimal  var.  Necip Fazıl Demokrat Parti'nin akıbeti ile ilgili kuşku  duymuş olabilir. CHP adaylığı İnönü tarafından veto edilmiş. Öyle sanıyorum ki ölümüne kadar devam eden (1983) derin İsmet Paşa nefretinin altında yatan temel sebep budur.  

Bir sonraki TBMM  seçimlerinde 1(950) bu kez şansını  Demokrat Parti’den denedi. Milletvekili olmak için müracaat etti. DP yöneticileri de onu aday göstermediler.

Her iki başvurusunun olumsuz sonuçlanması nedeni-bence-parti yöneticileri açısından sorun çıkarabilecek bir karakter olarak görülmesindendir. 70’lerde hiçbir partiden milletvekili adayı gösterilmedi.  

NECİP FAZIL’IN DEMOKRAT PARTİ İKTİDARINDAN YARARLANMASI 

Necip Fazıl  iki olayda provokatif yayınlar yapmıştı. Birincisi Tan Gazetesi matbaasının tahrip edilmesi vakasıdır: 19 Aralık 1945. Tan Zekeriya Sertel’in sol yayın  yapan gazetesi idi.  Sertel  gerçekte,  temel  hak ve özgürlükleri savunma temelinde bir yayın çizgisi  izliyordu. Bu olayda Hüseyin Cahit Yalçın'ın Tanin  gazetesi de bence sorumludur. 

İkinci olay ise Vatan Gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman’a  Malatya’da saldırı  olayıdır. Bu olayın faili sağcılık tarihimizin ünlü simalarından biridir: Hüseyin Üzmez.  Burada sağcılık tarihi antisemitizm tarihi olarak  anlaşılmalıdır. 

Necip Fazıl bu olayın azmettirici olmak suçlamasıyla yargılanmıştı. Bu davada beraat etti. Üzmez mahkum oldu. CHP ve İsmet Paşa  düşmanlığını iyice pekiştirdikten sonra Adnan Menderes'le  yakınlaşmayı denedi. Menderes’e hülul etti demek daha doğru olur.  Maddi destek temin etmek maksadıyla  Menderes'e şahsen müracaat etmiş, mektuplar yazmıştır. Maddi destek: başbakanın takdiri olarak kullanabildiği  örtülü  ödenekten yararlanmak demek. 

 1950 seçimlerinden sonra DP politikalarından memnun olmayan çevreler-ki bunların pek çoğu 46'dan sonra Demokrat Parti'yi desteklemişlerdi- Akis, Kim, Forum gibi dergiler çıkarmaya başladılar.  Ahmet Emin Yalman'ın Vatan Gazetesi de 1952'den sonra muhalefete geçmişti.  

Demokrat Parti'yi destekleyen sınırlı sayıda gazete vardı.  İktidarın  desteği ile yayın  hayatlarına  devam ediyorlardı. Kudret, Zafer, Son Havadis   gibi.  Necip Fazıl, Menderes’e muhaliflerin hepsiyle başa çıkma sözü veriyordu. 

ÖRTÜLÜ ÖDENEK DAVASI 

Necip Fazıl Büyük Doğu Mecmuasıyla İsmet Paşa’ya ve yeni liberal muhalefete  karşıbir taarruz hattı kurabileceğini düşündü. Bunu Menderes’e taahhüt etti. Elbette bazı istirhamları da olacaktı. 

Menderes'e yazdığı mektuplarda bazen yol gösterici bir mütefekkir  bazen de  ekonomik sıkıntıları nedeniyle yakaran bir yazardı: “ 10.000  lira lütfederseniz” gibi.  Yüksek Adalet Divanında Necip Fazıl'ın Başbakan Menderes’ten 140.000 liradan fazla para aldığı kanıtlandı. Para kendisine CHP’nin  aleyhinde bulunmak için verilmişti. 

Menderes suçlamaları  kabul etti. Sadece Necip Fazıl'ın gerçek yüzünü  anladıktan sonra vazgeçtik anlamına gelen mahcup cümleler kurdu. 

Salim Başol’un  taşra aksanlı küçümseyici/azarlayıcı sorularına suç işlemiş bir mektep talebesi ses tonuyla cevap vermesine  samimiyetle üzüldüğümü  söylemek  isterim.

27 MAYIS’TAN SONRA  NECİP FAZIL

Necip Fazıl “27 Mayıs inkılap hükümeti”  dönemini mahpus olarak geçirmiştir. Örtülü ödenek davası nedeniyle 1.5 yıl hapiste kaldı. 1961’de tahliye edildikten sonra daha şiddetli bir taarruza geçti. Her zamanki gibi ilk hedef CHP ve İsmet Paşa olacaktı. 

Sağ cenahta yeni arayışlara girdi. Demirel'in Adalet Partisinde kendisine yer bulamazdı. Bulamadı da. Demirel’i masonluk ve ABD'nin hizmetkarı olmakla suçladı. “Süleymannamesi” meşhurdur. 

Marjinal sağ  partilere yöneldi. Milli Nizam partisinin Kuruluş Bildirisi ve programında Necmettin Erbakan’la birlikte onun da imzası olduğu söyleniyor.  Erbakan Hoca bir süre  sonra  Necip Fazıl’a mesafe  koyuyor ve zaman  içinde yollar  iyice ayrılıyor. Üstad’ın bundan sonraki  durağı  Milliyetçi  Hareket  Partisi  olacaktır. 

ERBAKAN’DAN UZAKLAŞMA TÜRKEŞ İLE YAKINLAŞMA

Necip Fazıl 1975 sonrasında MHP’ye  iyice yakınlaştı. Parti, Milliyetçi Cephe hükümetlerine katılarak güçlenmiş,  1977seçimlerinden önce para-militer eylemleri ile iyice etkinliğini arttırmıştı. Oysaki 1969 seçimlerinde sadece bir milletvekilliği  kazanabilmişti.  MHP’nin 1973 seçimlerinde kazandığı........

© 12punto