menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Su toprağı, şehir kaybettiği suları arıyor

7 0
22.05.2026

Erguvanların, leylakların, sümbüllerin zamanı... Havada asılı kalan bir bahar, Ankara’da aniden bastıran bir yağmur, yağmurun altında sele kapılanlar var.

Mayıs’tayız, baharın tam ortası. Gökyüzü kararsız Ankara’da; bir tarafı güneş, bir tarafı bulut. 

Buluta uzanmak istiyorum önce. Yağmur yağsın biraz. Toprak koksun. Şehrin üstüne çöken yorgun hava dağılsın. Ardından güneş açsın, belki gökkuşağı belirirse diye, bakalım mı göğe?

Bakalım...Yağmur sele dönmediyse.

Yağmur, Anadolu’da duanın diğer adıydı. Önce toprağa, topraktan berekete... İnsanla doğa arasında görünmez bir anlaşma vardı sanki eskiden gökyüzünde. Büyük şehirler kurdu insan, önce yanına yamacına suların, nehirlerin. Sonra, Ankara gibi asfalt döktü üstüne.

Yağmuru gökkuşağıyla değil, selle bekliyoruz artık, telefon ekranından buluta bakarken, bir yandan da korkuyoruz evimiz dediğimiz bu şehirde:

“Alt geçit dolar mı?”

“Kaldırımdaki yaşlı kadın sele kapılır mı?”

Sağ çıkar mıyız biz bu sudan?

11 Eylül 1957, Ankara’da can kayıplarının yaşandığı ve Ankara’nın derelerini toprağın altına hapseden sel felaketi geliyor aklıma. 

“Su bizi boğmadan suyu boğmaya mı kalksak?” demiş olmalı........

© 12punto