menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Notalar bombaları vurabilir mi?

5 0
previous day

Varşova’da bir ormanın içinde, Chopin anıtı önündeki beyaz tentenin altında, havuzun hemen kıyısındaki piyanoda. Bu dünyadan parmaklar dokunuyor Chopin’e, noktürnlerine...

Çimlere uzanmış çocuklar, güneş bile çıkmış dünkü ağır buluttan. İsimlerini yazmalı herkesin, bu pazar bu parkta Chopin dinleyen herkesin.

“Ne önemi var, her pazar tekrarlanıyor aynı ayin” diyor boşlukta bir ses, “her pazar başkadır” diyorum, her insan başka. 

Bu dev parkta yeşil de başka. Ben “orman” diyorum, başka bir yeşili özlüyorum, ülkemin başkentinde, şehrin ortasında görmek istediğim yeşilin boşluğu dolduruyor içimi. Yaşadığım şehrin içinde bir adı olup kendi olmayan o ormanı özlüyorum, Varşova’da bugün Ankara’yı dinliyorum...

Gözlerim kapalı, Varşova’da bugün yeşilin üstünde, mavinin altında Chopin dinliyorum. Chopin benim çalışma arkadaşım; okurken, yazarken en çok dinlediğim, zihnimi kağıda dökerken beni durdurmayan, akan. Berrak bir su gibi beni yolumda tutan. Farklı seslerle aynı anda konuşmak ve birbirinin sözünü hiç kesmemek gibi, eş zamanlı bir akış...

Ne kağıdım var ne de kalemim yanımda, sadece dinlemek ve yazmayı ertelemek zamanı, onu doğduğu topraklarda dinlemek, asırlık ağaçların arasında. Buralı ya da yabancı, onu duymak isteyen herkesle birlikte dinlemek.

O gün sadece dinledim. Öyle kendinde, öyle kendiliğindendi ki, insan eli değmemiş gibiydi müzik. Ne bestelenirken ne de şimdi, çağdaş bir yorumcunun parmaklarında. Masa başında, neden her seferinde elimin tereddütsüz ona uzandığını bir kez daha fark ettim. Hiç durmayacakmış gibi dönen bir dünya, hem dingin hem konuşkan...

Şimdi kalem kağıda dokunuyor, tıpkı eskisi gibi. Bach’tan Çaykovski’ye klasik müzik dinlediğimiz ve notalar akarken aklımızdan geçenleri yazdığımız müzik dersleri geliyor gözümün önüne. Bilmem neden, savaşa koşan atlıları yazardım çoğunlukla. Müziğin ritmi ile tarih dersleri birleşirdi belli ki...

Tarih deyince ağırlaştı kulağıma değen müziğin ritmi, sonra aniden durdu. Konserden önceki güne gitti aklım, Schindler’in listelerine... Krakow’da hava kapalı, ağır, yağmur yağdı yağacak; eski bir emaye fabrikasının kapısındayım. Schindler’in Fabrikası’nda uzunca bir kuyruk. Zamanın izini sürmek........

© 12punto