Savaşa mola: Bazı iktisadi gerçekler
Adam Smith “ulusların zenginliğini ve refahını” satın almaktan çok satmaya bağlayarak kapitalist zihniyetin kurgusunu yapıyordu 250 yıl önce. Satınca, motor sürekli çalışacak, demek bu. Peki, ya “aşırı” çalışan motor yanarsa?
Motorun yandığını derin eşitsizliklerden, savaşlardan, krizler, deflasyon, işsizlik, sosyal sorunlar ve ekolojik yıkımdan anlamak mümkün. “Antroposenden” çok “kapitolasen” bir tarzın sonuçları bunlar.
Bu çerçevede ABD-İsrail koalisyonunun İran’a başlattığı saldırı ve İran’ın da karşılık olarak Hürmüz’ü kapatma girişiminde ateşkes, acaba dünya ekonomisinin motorunda soğuma getirir mi? Hararet yapan motor ve ekosistem bize artık fosil yakıt ticaretinin kendisini sorun olarak işaretliyor. “Kapitolasen” doymuyor tabii...
Tarihsel olarak üretim ilişkileri kapitalizmden önce de savaşa hep teşneydi. Kapitalist üretim ilişkilerinde değişen şu: Temel ihtiyaçlar tehlikeye girdiği gibi, insanlığın sonuyla ilgili gelecek korkusu da başlıyor.
90 dolar civarında seyreden petrol, mazotta, eşel mobile rağmen yüksek artışa neden oldu. Örneğin Anadolu’dan İstanbul’a mazot maliyeti nedeniyle getirilemeyen kıvırcık marul, tarlanın birinde toplanma ve taşıma maliyeti daha pahalıya geldiğinden, ineklere yedirildi. Biz de İstanbul’da bir önceki hafta 40 lira olan kıvırcığı 150 lirada gördük, bugün 60 liraya düşmüş. Savaş öncesine göre yüzde 50 artış gerçekleşmiş. Tüketim tarafında kıvırcığın alternatifini bulabileceğiniz gıdalar olsa, bunları aşardınız ama bu da mümkün değilse, eşitsizlik gıda kriziyle sofrayı vurur.
Öyle de oluyor. Bir kesim arabasını ithal yeni modellerle borçlanarak değiştirme telaşına girmişken olacak şey miydi bu gıda meselesi? Hayatın diyalektiği... Kapitolasen ne yapsın!
Petrol şirketleri kârlarına kâr katarken, bütün dünyada tedarik zincirlerinin aksaması nedeniyle, açlık çeken insan sayısı sadece bu son savaş ve getirdiği kriz kaynaklı 45 milyon artarken, toplam akut açlık çekenler 360 milyonu geçecek (IMF Başkanı Georgieva, 9 Nisan). Burada Adam Smith’in “Satmak iyidir!” jargonu, diyalektiğin dar sokaklarında kaybolmuş oldu.
TELAŞ VE EKOLOJİK YIKIM
Bu “satış” ve “alış” telaşı yüzünden ekosistemi yorduk, ekolojik yıkıma gidiyoruz. Ekosistem bize çok belirgin sinyaller sunuyor, o da tekrar ekonomimizi vuruyor. Peki, “Felsefenin Başlangıç İlkelerini” yazdıktan sonra, Naziler tarafından öldürülen Fransız Georges Politzer’in sorgulamasıyla, “barış içinde yaşamak varken ve gerekliyken, neden ötürü........
