Uğur Mumcu kimlerin hedefiydi?
Gazeteciliğin, araştırmacılığın, bağımsız aydın olmanın hayli zorlaştığı günümüzde, bir kez daha, bir 24 Ocak’ta daha anıyoruz Uğur Mumcu’yu. Onun cesaretinin, ilkeli, tutarlı, ödünsüz kişiliğinin, araştırmacılığının, mesleki yetkinliğinin özlemini duyuyoruz. Ve her 24 Ocak’ta olduğu gibi, Mumcu’nun niteliklerini, özelliklerini konuşuyoruz.
Biliyoruz; Uğur Mumcu gazetecidir, araştırmacı gazeteciliğin zirvesidir. Ülkemizin gelmiş geçmiş en büyük gazetecisidir. Üretken bir yazardır. Uzak görüşlü bir düşünürdür.
Biliyoruz; Uğur Mumcu, aydındır. Cesur, gözüpek, yiğit bir aydındır. Mücadeleci bir aydındır. Fikri müstakim, yani doğrultu tutarlılığı olan bir aydındır.
Biliyoruz; Uğur Mumcu Kuvayı Milliyecidir. Cumhuriyetçidir. Kemalist ve solcudur. Antiemperyalisttir. Emekten, eşitlikten, ezilenden, aydınlanmadan, bağımsızlıktan yana bir devrimcidir.
Uğur Mumcu; geniş bir konu yelpazesinde yazmış, çok cephede mücadele vermiştir. Cumhuriyet tarihinden Ortadoğu’daki gelişmelere, silah kaçakçılığından emperyalizme, siyasi cinayetlerden mafyaya, ayrılıkçı PKK teröründen Kürtçülüğe, din tacirlerinden, inanç hortumcularından, iman bankerlerinden darbelere, dış politikadan Türk siyasal hayatına dek pek çok konuda araştırmış ve yazmıştır. Binlerce köşe yazısına, yazı dizisine imza atmıştır. Yüzlerce konferansa, panele katılmıştır. Onlarca kitabıyla tarihe geçmiştir. Sadece ülkemizdeki arşivlerde değil, yurt dışındaki arşivlerde de çok önemli araştırmalar yapmıştır.
Çok akıcı bir üslubu vardır Mumcu’nun. Dili esprilidir. Yazılarında mizaha sıklıkla yer vermiştir. Özgüveni yüksektir Mumcu’nun. Siyasal olarak cepheden karşı olduğu isimlerle bile röportaj yapmaktan çekinmemiştir. Demokrasiyi, hukuk devletini, insan haklarını, laikliği, düşünce özgürlüğünü, basın ve ifade hürriyetini canı pahasına savunmuştur.
Hiç geri adım atmamıştır Mumcu. Terör yandaşlarına, emperyalizm işbirlikçilerine, numaracı cumhuriyetçilere, din tacirlerine, kimlik siyaseti savunucularına karşı kalemiyle mücadele vermiştir.
Aşağıdaki alıntılar, Uğur Mumcu’nun Ortadoğu’ya ilişkin yazılarındandır:
“ABD’nin yeni Körfez Doktrini, bölgeye Birleşmiş Milletler ve NATO’yu da kullanıp müdahale etmek, sonra da bölgenin tek egemen süper devleti olmaktır. Bunun adı emperyalizmdir. Emperyalizmin de oyunu çoktur. Hem oyunu çoktur hem de işbirlikçileri boldur”. (Cumhuriyet, 25 Ağustos 1990).
“Bir yanda Türk- İslam sentezi, öte yanda Kürt- İslam sentezi... Günümüzün modası budur. 1925 yılında Şeyh Sait liderliğindeki ayaklanma,........
© 12punto
