Suriye’deki İsrail saldırısı neleri gösterdi?
İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne saldırmasından sonra Suriye ve İsrail arasındaki ilişkiler kopmuş. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, saldırının ardından, İsrail’le iletişimin kesildiğini açıklamış. “İsrail’le güvenlik anlaşmasına ilişkin görüşmelerin yakın zamanda yeniden başlamasını bekliyoruz. Şu an İsrail’e güvenmiyoruz. Önceliğimiz, topraklarımıza yönelik saldırıların durdurulması” demiş.
Şeybani’nin çaresizliği sözlerine yansıyor.
Şam’daki iktidar, Esad sonrasında, ABD ve İsrail desteğiyle oturdu koltuğa. O nedenle, ABD ve İsrail; Şam’daki asıl belirleyici devletler. Bu nedenle Şam’daki rejim, İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ndeki haklarını aramıyor. Bu işgali adeta sineye çekti, gündemden düşürdü. Şam’da iktidar olur olmaz, ABD’ye sadakatini sundu. “İsrail için güvenlik sorunu oluşturmayacağız. Oluşturmaya kalkana da engel olacağız” dedi. Soykırım suçlusu, savaş suçlusu bir katil olan Netanyahu’nun yönettiği İsrail’e ödün vererek, onunla sağlıklı ilişki kurabileceğini sandı. Yanıldı.
Çünkü İsrail, mevcut halde Suriye’nin önemli bir bölümünü denetliyor. Suriye’de üsler kuruyor. Canı isteyince bombalıyor. Tanklarını yürütüyor.
Keza İsrail destekli PYD - YPG terör örgütü, gücünün çok ötesinde bir alanı, hem de enerji kaynakları açısından zengin bir alanı kontrol ediyor, ABD ve İsrail desteği sayesinde. Gücünün çok ötesinde siyasi, askeri, idari ödünler koparıyor Şam yönetiminden, ABD ve İsrail desteği sayesinde.
Görüyoruz, Suriye’deki İran ve Rusya etkisinin ortadan........
