Cumhuriyetçilik ve NATO karşıtlığı
Başkentimiz Ankara; üç hafta önce, NATO zirvesine ev sahipliği yaptı. İki gün süren zirve kapsamında hayat durdu adeta Ankara’da, güvenlik önlemleri nedeniyle. NATO ülkelerinin liderlerini, heyetlerini rahat ettirmek için alınan önlemler, yurttaşları çileden çıkardı.
Bu kapsamda bir kez daha NATO’yu sorgulamak, NATO’nun ne olduğunu, ne olmadığını tartışmak zorunlu.
Baştan belirtelim; NATO’yu, 2. Dünya Savaşı sonrasında, Soğuk Savaşın başladığı dönemde kurulmuş, bir savunma ve güvenlik paktı olarak göremeyiz. NATO bundan çok daha fazlasıdır.
Öncelikle NATO, ideolojik bir örgüttür. Ekonomi politik tercihleri olan bir örgüttür. Kapitalizmin, liberalizmin jandarması olan bir örgüttür. ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtı olan bir örgüttür. NATO üyesi ülkelerde ve diğerlerinde, silahlanmayı teşvik ve tahrik ettiği için, ABD ekonomisinin lider sektörlerinden olan askeri – endüstriyel yapıyı fazlasıyla memnun eden, ABD’li silah şirketlerinin kasalarının dolmasına yardımcı olan bir örgüttür.
Dahası var. NATO; komünizme ve SSCB’ye karşı bir örgüt olması yanında, asıl, NATO üyesi ülkeleri, ABD güdümünde tutmaya yarar. Onları ABD’nin istediği biçimde hizaya sokar ve şekillendirir. ABD; NATO sayesinde, üye ülkelerin sadece savunma ve güvenlik politikaları üzerinde değil, dış politikadan iç politikaya, bürokrasiden iş dünyasına, üniversitelerden sendikalara dek her alanda........
