Yapay zeka, dijital faşizm ve ütopik komünizm üzerine bir deneme
Son günlerde, yapay zeka şirketlerinden ayrılan çalışanların bazı açıklamaları, biraz da spekülatif ifadelerle basında yer alıyor: “Yapay Zeka 10 yıl sonra insanlığın sonunu getirebilir.”
Yapay zekâ insanlığın sonunu mu getirecek?
Yoksa insanlık, Sanayi Devrimi'nden bu yana yaşadığı en büyük teknolojik, ekonomik ve toplumsal devrimin henüz başında mı? Bu devrim dünyayı nasıl değiştirecek? Kahinlik yapmaktan kaçınarak bir deneme yazısı niyetindeyim.
Sanayi Devrimi yalnızca buhar makinesini, fabrikaları, demiryollarını getirmedi. Ekonomik sistemi değiştirdi. Merkantilizmin yerini kapitalizm aldı. Fransız ve Amerikan devrimleriyle birlikte monarşiler gerilemeye, cumhuriyetler ve ulus devletler yükselmeye başladı. Asiller ve serflerin yerini, burjuvazi ve işçi sınıfı aldı.
Kapitalizmin yarattığı büyük eşitsizlikler sosyalizmi ve komünizmi doğurdu.
İşçi hareketleri, sendikalar, sosyal demokrasi ve sonunda sosyal devlet ortaya çıktı.
Teknolojik devrim, fabrikada başlayıp fabrikada kalmadı. Dünyanın ekonomik, toplumsal ve siyasal düzenini değiştirdi.
Şimdi benzer, belki de çok daha büyük bir kırılmanın başlangıcındayız. Bunu yaklaşık 2020 yılından beri yazıyor, çeşitli toplantılarda anlatıyorum. 2024 yılında yayımlanan 21. Yüzyıl İçin Türkiye'nin Fabrika Ayarları – Ekonomide Karşı Devrim kitabımda da tartıştım.
Yapay zekâ ve robot teknolojisindeki gelişmeler yalnızca bazı meslekleri ortadan kaldırmayacak. Ekonomik sistemi değiştirecek. Sınıfları değiştirecek. Devleti değiştirecek. Demokrasiyi değiştirecek.
Sanayi Devrimi insanın kas gücünün yerine makineyi koydu. Ama insana ihtiyaç ortadan kalkmadı. Tarımda çalışamayan fabrikaya gitti. Fabrikada makinenin yerini aldığı insan hizmet sektörüne geçti. İnsan kendisine yeni bir çalışma alanı buldu.
Şimdi makine, hem kas gücümüzün hem beynimizin yaptığı işleri, tarlalarda, fabrikalarda, ulaşımda, ofislerde, hizmet sektöründe de yapmaya başlıyor.
Üstelik yapay zekâyı robotlarla birleştirdiğinizde kapitalizmin birkaç yüz yıllık temel denklemi değişmeye başlıyor.
Düne kadar olan “Doğal kaynaklar sermaye emek = Üretim” denklemimiz,
Yakın gelecekte, “Doğal kaynaklar sermaye enerji yapay zekâ robot = Üretim” denklemine doğru evriliyor.
İnsan bu üretim denkleminin içinde ve tüketiminde nerede olacak? Paylaşım, bölüşüm nasıl olacak?
Bölüşümü konuşmayacaksak, ekonominin içine insanı koymayacaksak ekonomiyi tartışmanın ne anlamı kalır? Avusturya İktisat Okulu'nun kurucularından Carl Menger'in ifadesiyle, “Her ekonominin başlangıcı ve sonu insandır.”
Tarihçi ve gelecek bilimci Yuval Noah Harari, yapay zeka ve robotların birleşimi sonucunda, üretim sürecinde insanlara gerek kalmayacaksa, ya da çok az insana ihtiyaç kalacaksa, insanların çok tehlikeli bir şekilde iki kategoriye ayrılabileceğini söylüyor:
Bir tarafta teknolojiyi geliştiren, finanse eden ve kontrol eden küçük bir elit; “faydalı insanlar.”
Diğer tarafta üretim sürecinden kopmuş “faydasız insanlar.”
Harari burada duruyor. Ben bir adım daha ileri gidip çok daha karanlık bir soru soruyorum: Ekonomik sistemin milyarlarca insana ihtiyacı kalmazsa, hegemonların ve siyasi sistemin bu insanlara neden ihtiyacı olsun?
“Faydasız” ilan edilen milyarlarca insanın yaşam hakkını kim, hangi ekonomik ve siyasi güç koruyacak? İnsanlık tarihini düşündüğümüzde bunun kitlesel kıyımlara kadar uzanabilecek karanlık senaryolarını da düşünmek zorundayız.
Sanayi Devrimi'nin temel teknolojilerinden buhar makinesi de bir anda dünyayı değiştirmedi. Önce İngiltere'de kömür madenlerini basan suyu tahliye etmek amacıyla buharlı sistemler geliştirildi. Thomas Savery'nin pompası (1698), Thomas Newcomen'in atmosferik motoru (1712), 1760'lardan itibaren de James Watt'ın büyük verimlilik sıçraması...
Buhar makinesinin fabrikalara ve ulaşıma yayılması uzun yıllar aldı. 1789 Fransız Devrimi, monarşilerin gerilemesi, ulus devletlerin yükselişi... Hepsi uzun bir süreç...
Bugün ise bilgi dünyanın her yerine anında yayılıyor. Teknolojik gelişim çok hızlı ilerliyor.
Gelecek, beklediğimizden daha hızlı geliyor.
Dünyanın önünde ikili bir yol ayrımı var.
Neoliberalizmin yerine, ya büyük teknoloji devi şirketlerin kontrolünde “Dijital feodalizm ve ardından dijital faşizm” gelecek.
Ya da adil bölüşümü önceleyen, içinde devlet kapitalizminin de yer aldığı gelişmiş bir Sosyal Devlet anlayışına yönelinecek.
Yapay zekâ ve robotların sağlayacağı muazzam verimlilik artışından yalnızca bu teknolojilere sahip şirketler değil, toplumun tamamı pay alacak. Teknoloji tekelleri sınırlandırılacak. Yapay zekâ ve robotların yarattığı kazançların bir bölümü vergiler yoluyla topluma aktarılacak. Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi temel kamu hizmetleri genişletilecek. Belki Evrensel Temel Gelir gibi bugün tartışmaya........
