menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye neden çöktü, nasıl yeniden kurulur?

30 0
26.04.2026

Türkiye’miz kurumlarıyla, toplumsal yapısı, siyaseti ve ekonomisiyle çoklu bir çürüme ve çöküş yaşıyor. 20. Yüzyılın başında atalarımızın İstiklal Savaşı vererek kurduğu devletimiz, göz göre elimizin altından kayıp gidiyor. 

Toplumun birçok kesiminden Türkiye’nin kuruluş dönemi ilkelerine ve felsefesine dönmesi talepleri yükseliyor. Değerli dostum Prof. Dr. Gökhan Çapoğlu’nun ifadesi ile “Atatürk Cumhuriyetini yeniden kurmak…” 

Geçmişte çok daha zor koşullarda başarmıştık, şimdi de başarabiliriz. Yarını planlarken, geçmişi ve yaşadığımız dönemi gerçekçi analiz etmek gerekiyor. 

Türkiye, 20. Yüzyıla 1923 Cumhuriyet Devrimiyle girdi. İstiklal savaşı, yeni bir devletin siyasal kuruluşu ve sıfırdan bir ekonomik kalkınma ile bezenmiş müthiş bir başarı öyküsüydü bu. Cumhuriyet, bu müthiş öyküden yüz yıl sonra Karşı Devrimin ağır saldırısı karşısında ayakta durmaya çalışıyor. Neler oldu da Türk toplumu, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’ine ve Aydınlanma Devrimlerine sahip çıkamadı? 

Karşı Devrim, Lozan’ı hazmedemeyen, Sevr’in devamını hayata geçirmek isteyen emperyalizmin büyük bir projesidir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında, dünyayı yeniden şekillendirmeye çalışan emperyalist devletlerin, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ile hesaplaşma hamlesidir.

Amaç, Türkiye’nin askeri ve siyasi gücünün kontrol edilmesidir. Amaç, emperyalizmin boyunduruğundaki yarı sömürge Osmanlı’dan sonra ortaya çıkan Türkiye Cumhuriyetinin, emperyalizme muhtaç olmadan kendi kaynakları ile başardığı sanayileşme ve kalkınma hamlesinin önlenmesidir. Amaç, Orta Doğu coğrafyasında, halkının çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin modern hukuku temel alan laik bir cumhuriyete dönüşmesinin, diğer ülkelere örnek olmasının önlenmesidir. 

Dünya yeniden şekilleniyor. NATO’nun geleceği tartışılıyor. NATO üyeliği, Türkiye’nin Atatürk ilkelerinden sapıp karşı devrime teslim olmasının önemli bir kilometre taşı olduğunu unutmamamız gerekiyor. Avrupa NATO’suz yeni bir güvenlik mimarisi planlıyor. Avrupa güvenlik mimarisinin içinde Türkiye’nin yeri ne olacak? Kore Savaşına asker göndererek ve NATO’ya girerek yaptığımız hatayı, bu kez Avrupa Güvenlik Mimarisi içinde yer alarak bir kez daha tekrar etmeye çok yakınız. Avrupa, bu güvenlik yapılanmasını, tehdit olarak gördüğü Rusya’ya karşı kuracaktır. Türkiye’nin bu yapı içinde yer alması, Rusya’ya karşı düşman bir kampta bulunması anlamına gelecektir.

KARŞI DEVRİMİN DÖRT ÖNEMLİ KİLOMETRE TAŞI

Yarını planlarken, Karşı Devrimin geçmişte; ekonomide, savunma ittifaklarında ve eğitimde gerçekleştirdiği ve büyük ölçüde de başarıya ulaştığı hamleleri iyi kavramak zorundayız. Geçmişten ders çıkarmak ve geleceği tasarlamak için bu konuyu çok önemli buluyorum.

Karşı Devrimin Ekonomideki, savunma sistemi ve eğitimdeki 4 Önemli Kilometre taşını şöyle sayabilirim:

BİRİNCİ DARBE. TOPRAK REFORMU VE KÖY ENTSİTÜLERİNİN ENGELLENMESİ: Birinci ve en önemli darbe 1945 yılında Çiftçiyi Topraklandırma Yasasının (Toprak Reformunun) kadük hale getirilmesi ve 1946 yılından itibaren de Köy Enstitüleri’nin işlevsizleştirilmeye başlaması ve 1954’te de tamamen kapatılmasıdır. Nüfusun yüzde 80’ini kırsalda yaşamaktadır ve Cumhuriyetle, Aydınlanma Devrimleri ile daha henüz tam tanışmamıştır. Bu darbe ile nüfusun önemli bir bölümünün ümmetten millete, padişahın kulluğundan Cumhuriyetin özgür bireylerine geçiş süreci ağır bir darbe almıştır. Cumhuriyetin en sağlam temeli olacak olan “Ulus ve Yurttaşlık Bilincinin” oluşması sakatlanmıştır. 

İKİNCİ DARBE: TRUMAN DOKTRİNİ-MARSHALL PLANI-FULBRİGT-NATO:İkinci ve en önemli darbe ABD ile imzalanan 1947 Savunma Anlaşması Truman Doktrini ve ardından gelen Marshall Planıdır. Türkiye kendi kaynakları ile kalkınmayı hedefleyen üçüncü sanayi planını çöpe atar. Marshall Planı ve ABD’li iktisatçı Thornburg’un hazırladığı rapor benimsenerek sanayileşmeden vaz geçen, tarımı ve karayollarını önceleyen plan (Verner Planı) hazırlanır. Ekonomi, emperyalizmin güdümüne girmeye başlamıştır.

1947 yılına kadar dış ticaret açığı vermeyen Türk........

© 12punto