Kişi başı milli gelir bilmecesi: 15.463 dolar mı, yoksa 7.900 dolar mı?
Ekonomide büyüme iyidir. Topluma zenginlik ve refah getirir. Lakin büyüme, topluma zenginlik ve refah getirse bile, kalkınma anlamına gelmez. Eğer ekonomi büyüyor ama mal ve hizmet üretiminden çok tüketim ve dış borçlar artıyorsa, buna hormonlu büyüme diyoruz. Hormonlu büyümeden de beteri var. Ekonomi büyür, ama devletin ve toplumun büyük bir kesiminin borçları artar, üstüne de toplumun geniş kesimlerinin alım gücü düşer ve sefalet artarsa, buna da zehirli büyüme diyoruz.
Biraz daha açalım…
Yalancı bir bahar havası estirilir. Toplam tüketim artar. Ancak bu tüketim artışı üretimle değil, cari açık, dış borç ve ithalatla karşılanır. Artan tüketimle insanların refahı artar. Ama halk dilindeki deyim ile “Akşam yediğin hurmalar, sabah mideyi tırmalar” misali, bir süre sonra artan borçlar ve sefalet gelir.
AKP iktidarının ilk yıllarda uyguladığı model bu idi. Özellikle AB’ye tam üyelik masallarıyla gelen doğrudan yabancı sermaye ve alınan kolay dış borçlarla suni bir refah dönemi yaşadık. Gelen kaynaklar sanayi yatırımlarına değil, inşaata ve ithalata gitti. Gelen yabancı sermaye sanayiye, özellikle ihracata yönelik sanayilere değil, iç tüketime yönelik yatırımlardı. 2004 ve 2005 yıllarındaki büyümeyi analiz ederken, o tarihlerde Akşam Gazetesinde yazıyordum ve buna “Hormonlu Büyüme” adını verdim. Bu yazıdan esinlenip ertesi gün zamanın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal grup toplantısında aynı şeyleri anlatınca, “Hormonlu Büyüme” kavramı da dilimize yerleşti. Daha önce başka arkadaşlar kullandı mı bilmiyorum ama sanırım hormonlu büyüme kavramının isim babası benim.
Hormonlu büyümeden sonra yaklaşık 4 yıl kadar önce de “Zehirli Büyüme” kavramını ortaya attım. Hormonlu büyüme, bir süre sonra zehirli büyümeye dönüştü. Aradaki fark şu. Hormonlu büyüme borçlanarak sağlanan geçici bir refah artışı. Bundan az veya çok toplumun bütün kesimleri bir süre faydalanıyordu. Zehirli büyümede ise ekonomi büyüyor, ancak hem devletin hem toplumun büyük kesiminin, borcu artıyor. Toplumun geniş bir kesiminin borcu artarken, aynı zamanda da alım gücü düşüyor, yoksullaşıyor. Çok küçük bir kesimin gelirleri ve serveti artıyor. O nedenle, son 5-6 yıldır Türk ekonomisi için hormonlu değil zehirli büyüme kavramını........
© 12punto
