Hukuk yoksa yağma sermayesi gelir
Bölge İdare Mahkemesinin Mutlak Butlan kararı ve Yüksek Seçim Kurulunun Anayasa’nın amir hükümlerine rağmen kendi varlığını da inkar edecek şekilde bu karara yol vermesi, şeklen var olan sandık demokrasisinin de artık sona doğru geldiğinin bir göstergesi. Sadece bununla da sınırlı değil. İktidarın Dikte Ettirdiği Hukuk Modeline ve Yeni Ekonomik Modeline de işaret ediyor. Osmanlının son dönemlerindeki gibi Yarı Sömürge Ülke Modeli…(1)
İçeride ve dışarıda olağanüstü şartların olmadığı durumlarda bile şu değerlendirme hiç abartılı değil. Türkiye, dış borcu yüksek olan bir ülke... Her sene önemli miktarda dış açık (cari açık) veriyor. Döviz bulmak için, dünyada en yüksek faizi ödeyerek sıcak paraya muhtaç durumda. Bu nedenle sürekli yurt içinden yurt dışına kaynak transfer ediliyor. Ayrıca sürekli artan bütçe açıkları nedeniyle Hazinenin faiz ödemeleri de her yıl bütçedeki payını artırıyor. Yurttaşlara verilmesi gereken hizmetlerden, sosyal devlet harcamalarından kısılıyor. Yurt içinde de yoksuldan üst gelir gruplarına gelir transfer ediliyor. Yoksulluk artıyor.
Bu dengesiz yapı, içeride ve dışarıda ortaya çıkan olumsuz koşullar nedeniyle zaman zaman daha da ağırlaşıyor.
Geçtiğimiz yıl İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına yapılan yargı operasyonunun neden olduğu ekonomik maliyetlerin faturasını hala ödüyoruz.
Son birkaç aydır ABD-İsrail koalisyonunun İran’a saldırması sonucunda petrol piyasasında yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin cari açığında çok ciddi artışlara neden oldu ve cari açıkta artış devam edecek.
Ekonomide bu baskılar varken ve İran Savaşının baskısı devam ederken, yandaş kalemlerden haberler uçmaya başladı. Önce “Mutlak Butlan Davası hakkında karar verildi. Ancak ne zaman açıklanacağı belli değil.” Aradan kısa bir süre geçti. “Mutlak Butlan Davası Cuma günü akşam piyasalar kapandıktan sonra açıklanacak..”
Yandaş basında bu tür yazılar çıkarken, birçok ekonomi yazarında da şu görüş egemendi: Merkez Bankası rezervlerinin durumu malum. Enflasyonla mücadele programı çalışmıyor. Faizlerin düşürülmesi bir yana artırılması gündemde.Türkiye’nin doğrudan yabancı sermayeye ihtiyacı var. İmamoğlu operasyonun maliyeti malum… Böyle bir ortamda siyasi-hukuk operasyonu yapılamaz.
44 yıllık gazetecilik hayatımda Türkiye için çıkardığım en önemli ders şu:
“Burası Türkiye abicim, her an her şey olabilir.”
Ayrıca yabancı sermaye konusunda da birçok iktisatçı arkadaşların pek vurgu yapmadığı bir konuya sık sık değinirim. Bir örnek, 20 Temmuz 2025 tarihinde 12 Punto’daki, “Sömürge ekonomisi isen hukuk olmadan da yabancı sermaye gelir…”........
