Altun ve Şahin’in çifte standardı
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, politikacı değil, devlet memuru ama CHP Genel Başkanı Özel’in TRT ve iktidar televizyonlarına eleştirisini yanıtlamayı kendine vazife bildi:
“Bizi görmüyorlar' diye devletimizin güzide kurumlarından TRT'ye, yerli ve milli çizgide yayın yapan medya kuruluşlarımıza saldıranların bir gün olsun Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarını yayımlamayan muhalif medyaya söz söylediklerine şahit olmadık.”
Bakar mısınız, Altun, Erdoğan’ın konuşmalarını baştan sona canlı veren TRT ve iktidar yanlısı TV’lerin, muhalefete kapalı olmasını doğal görüyor ama “milli” kanallara hak gördüğünü, muhalif kanallarda yanlış buluyor! Tam bir itiraf!
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin de bir yandan Özel’in Maltepe mitingini canlı yayınlayan kanalları tehdit edip cezalandıracağını ilan ederken, öbür yandan Özel’in iktidar yanlısı TV’lere boykot çağrısını “baskı ve zulüm olarak nitelendirdi. Tarihin en ağır cezalarını, sansürü kendisi uygulayınca baskı ve zulüm olmuyormuş gibi konuşabildi.
“Parti devleti” olunca Fahrettin Altun ve Ebubekir Şahin, “politik memurlar” olarak partili gibi esip gürleyebiliyorlar, hakkaniyetli davranma gereği duymuyorlar. Çifte standardı bu kadar fütursuzca savunabiliyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre, Saraçhane’deki protesto mitingine katılanlar, bitişikteki “Şehzadebaşı Camisi’nin yanındaki kabristanı adeta yerle bir etmiş”lerdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise “Polis biber gazı sıkarak kovalayınca bunun üstüne atlayıp kaçanlar olmuş, iki mezar taşı devrilmiş. Ertesi sabah vali gelmeden onarılmış” dedi.
Gazeteci dediğin iki tarafın da açıklamalarını haberleştirir. Onunla da kalmaz, gider olay yerini inceler; iki mezar taşı mı kırılmış, yoksa mezarlık tümden yerle bir mi edilmiş görür, hangisi doğru ise onu aktarır. Nitekim Özel gittiğinde mezarlık tarumar edilmiş görünmüyordu.
Muhalif medya haberlerinde iki tarafın görüşünü de aktarırken iktidar medyası böyle yapmadı; “Tarihi Şehzadebaşı Camii talan edildi” (Haber Global/TVNET), “Soysuzların kutsalı yok” (Diriliş Postası), “Saldırgan grup tarihi mezarlara zarar verdi” (Yeni Şafak), “Protestocular Şehzadebaşı Camii’nde içki içti, avluya çöplerini attı” (Sabah), “Camide içki içip tarihi mezarları parçaladılar” (Yeni Akit) başlıklarıyla mezarlık tümüyle yıkılmış gibi tek yanlı, abartılı haberler yaptılar. İHA da “Gezi eylemleri” döneminde olduğu gibi iki bira kutusu görüntüsü yayımladı.
Fakat caminin kutsallığına atıfta bulunan bu medya kuruluşları, bu haberlerin ardından “mukaddesimize sahip çıkmaya geldik” diyen gençlerin cami içinde, hem de namaz kılınan halıların üzerinde polislerle futbol oynadığı görüntüleri görmezden geldi.
Sadece Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısında rastladım. “İBDA-C 3- Polisgücü 1” başlığı altında “Eylem gecesi sonrasında Şehzadebaşı Camisi’nde İBDA-C’nin gençlik örgütü Büyük Doğu Akıncılar Gençlik Teşkilatı’nın polislerle top oynadığı görüntüler ortaya çıkmış. Bu nasıl rezilliktir! Dine saygı böyle mi olmalıdır” yazıyordu.
Maalesef iktidar medyası, kutsallara sahip çıkarken bile adil, dengeli ve yansız davranmadı. Protestocuları vandallar diye damgalarken, yolsuzluk suçlamasını kesin hüküm gibi sunarken polisin orantısız şiddetinin ve operasyonun siyasi karakterinin üzerini örttüler.
Hatta protestoları kriminal vaka olarak göstermek için CNN Türk’te, bir eylemcinin “Pikaçu” kıyafeti giymesine “psikolojik harp” deyip, saatlerce konuşabilecek kadar komik olabildiler.
CHP’nin, milyonu aşkın insanın katıldığı Maltepe mitingini de tümden yok saydılar. Canlı vermedikleri gibi, Özel’in........
© 12punto
