menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Ankara Zirvesi' sonrası enerji savaşı

13 0
18.07.2026

Ankara'da liderler güvenliği konuşurken, Ortadoğu'da enerji haritası yeniden çiziliyordu. Türkiye ise bu yeni denklemin tam merkezinde olmasına rağmen, ilk kez oyunun dışında kalma riskiyle karşı karşıya. NATO'nun 36. Liderler Zirvesi'nin 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilmesi yalnızca diplomatik açıdan değil, küresel enerji güvenliği bakımından da kritik bir döneme denk geldi. Aynı günlerde İran ile ABD arasında yeniden alevlenen savaş ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması, enerji piyasalarını sarsarken Türkiye'nin jeopolitik konumunu yeniden tartışmaya açtı.

Bugün küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin önemli bir bölümü Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Bu nedenle yaşanan kriz artık yalnızca Ortadoğu'nun değil, küresel ekonominin de sorunu haline gelmiş durumda. NATO zirvesinin en önemli başlıklarından biri ise enerji güvenliği, kritik altyapıların korunması ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı oldu. Son yıllarda "NATO 3.0" olarak tanımlanan yeni güvenlik yaklaşımı, klasik askeri caydırıcılığın ötesinde enerji hatlarını, deniz ticaret yollarını ve stratejik altyapıları da güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Tam da bu nedenle Ankara Zirvesi'nin gölgesinde yaşanan enerji gelişmeleri, zirvenin sonuç bildirgesinden çok daha fazla ekonomik etki yaratabilecek nitelikte.

Hürmüz Boğazı'nın kapanması, petrol arzının yaklaşık beşte birini sekteye uğrattı. Bu durumdan en çok etkilenen ülkelerden biri Irak oldu. Savaş öncesinde Irak'ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 95'i Hürmüz üzerinden gerçekleşirken, boğazın kapanmasıyla birlikte ülkenin deniz yoluyla petrol ihracatı ciddi şekilde geriledi. Irak'ın devlet gelirlerinin yaklaşık yüzde 90'ının petrol gelirlerine bağlı olduğu düşünüldüğünde, enerji ihracatındaki aksama yalnızca ekonomik değil, siyasi sonuçlar da doğurabilecek bir gelişme niteliği taşıyor.

İşte tam bu noktada Ankara Zirvesi ile eş zamanlı olarak Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren kritik bir gelişme yaşandı: Irak ve Suriye, 1952 yılında inşa edilen ve uzun yıllardır atıl durumda bulunan Kerkük-Banyas petrol boru hattını yeniden devreye almak için harekete geçti. Enerji çevrelerinde bu girişim, yalnızca yeni bir ihracat rotası değil, aynı zamanda Türkiye'nin enerji koridorundaki ağırlığını........

© 12punto