Türkiye ekonomisinin 2025 büyüme gerçeği: Rakamlar büyüyor, refah yerinde sayıyor
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi 2025 yılında %3,6 büyüdü. Yılın son çeyreğinde büyüme %3,4 olarak gerçekleşti. Böylece Türkiye ekonomisi teknik olarak büyümeye devam etti ve kesintisiz büyüme süresi 22 çeyreğe ulaştı.
Kağıt üzerinde bakıldığında bu tablo olumlu görünebilir. Ancak bugün sormamız gereken asıl soru büyümenin varlığı değil, niteliğidir. Türkiye ekonomisi gerçekten güçleniyor mu, yoksa yalnızca rakamlar mı büyüyor? Daha da önemlisi, bu büyüme toplumun hangi kesimlerine yansıyor? Büyüme dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı mı?
Çünkü ekonomik büyümenin gerçek anlamı, yalnızca makro verilerin artması değil; toplumun geniş kesimlerinin refahının yükselmesidir. 2025 yılı verileri incelendiğinde Türkiye ekonomisinin büyümeye devam ettiği görülmektedir. Ancak büyümenin kompozisyonu, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma dinamiğinin henüz oluşmadığını göstermektedir.
POTANSİYELİN ALTINDA BİR BÜYÜME
%3,6’lık büyüme oranı, Türkiye ekonomisinin yaklaşık %5 seviyesinde olduğu kabul edilen potansiyel büyüme hızının belirgin şekilde altındadır. Bu durum ekonominin kapasitesini tam olarak kullanamadığını göstermektedir.
Daha önemlisi ise büyümenin hangi sektörler tarafından taşındığıdır.
2025 yılında büyümeye en güçlü katkı;
• Finans ve sigorta faaliyetlerinden gelmiştir.
• Sanayi sektöründe büyüme sınırlı kalmış,
• Tarım sektörü ise daralmaya devam etmiştir.
• Üretim yöntemi; inşaat merkezli büyümeyi, Harcama yöntemi; tüketim ağırlıklı genişlemeyi, Gelir yöntemi ise; sermaye lehine bir bölüşümü göstermektedir
Bu kompozisyon, üretim kapasitesini ve verimliliği artıran bir dönüşümden ziyade, iç talep ve inşaat ağırlıklı bir büyüme modelinin sürdüğünü göstermektedir. Oysa sürdürülebilir kalkınma; sanayide katma değer artışı, teknolojik derinleşme ve ihracat kapasitesindeki genişleme ve çevre, eğitim, sağlık, sosyal hayat … yaşamın her alanında iyileşme ve gelişme ile mümkündür. Mevcut tablo ise bu yönde güçlü bir sinyal vermemektedir.
2025 YILI ÇEYREKLER İTİBARIYLA DALGALI BİR BÜYÜME: İvme Var, Yapısal Güçlenme Yok
2024 yılında büyümenin lokomotifi, deprem sonrası yeniden inşa faaliyetlerinin etkisiyle inşaat sektörü olmuştu. 2025 yılı verileri incelendiğinde, bu eğilimin büyük ölçüde devam ettiği görülmektedir. Bu durum, büyümenin konjonktürel bir toparlanmaya mı yoksa kalıcı bir yapısal dönüşüme mi dayandığı sorusunu yeniden gündeme taşımaktadır.
2025 yılı büyüme performansı çeyrekler itibarıyla incelendiğinde dalgalı bir seyir görülmektedir.
Birinci Çeyrek (%2,5): Yılın ilk çeyreğinde büyüme oldukça zayıf gerçekleşmiştir. Yüksek enflasyonun satın alma gücünü aşındırması, tüketim temelli büyümenin sürdürülebilirliğini sınırlamıştır.
İkinci Çeyrek (%4,7): Bu dönemde belirgin bir toparlanma yaşanmıştır. Ancak bu artışın önemli ölçüde baz etkisinden ve geçici talep canlanmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
Üçüncü Çeyrek (%3,8): Yüksek faiz oranları ve iç talepteki yavaşlama nedeniyle büyüme ivmesi yeniden zayıflamıştır.
Dördüncü Çeyrek (%3,4): Yılın son çeyreğinde tüketim harcamaları büyümeyi desteklemeye devam etmiştir. Ancak bu durum hanehalkı finansal dengeleri açısından önemli riskler üretmektedir.
Çeyrek verileri birlikte değerlendirildiğinde, 2025 yılı büyümesinin yılın başında zayıf seyrettikten sonra toparlandığı görülmektedir. Ancak bu toparlanma, üretim kapasitesini kalıcı biçimde artıran bir sanayi ve ihracat hamlesine dayanmamaktadır.
GSYH’NİN DAĞILIMI: Rakamların Ardındaki Yapısal Çarpıklık
Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH), üretim, harcama ve gelir yöntemleriyle hesaplanabilen bütüncül bir makro göstergedir. Türkiye’de hesaplamalarda esas alınan yöntem üretim yaklaşımıdır. Ancak üç yöntemin birlikte okunması, büyümenin niteliği ve dağılımı hakkında çok daha çarpıcı sonuçlar ortaya koymaktadır.
2025 yılı verileri, büyümenin sektörler, harcama kalemleri ve gelir dağılımı açısından belirgin bir dengesizlik içerdiğini göstermektedir.
1) Üretim Cephesinde Yapısal Sorunlar: İnşaat Merkezli Büyüme.
2025 yılı verileri sektörler arasındaki ayrışmayı açık biçimde ortaya koymaktadır.
Tarım sektörü yıl genelinde %8,8 daralmıştır. Son çeyrekte %7,2’lik küçülme yaşanmış ve sektör yıl genelinde büyümeyi 0,48 puan aşağı çekmiştir. Son dört çeyrektir kesintisiz daralma yaşanması, kuraklık, artan girdi maliyetleri ve yapısal sorunların derinleştiğini göstermektedir. Tarımın küçüldüğü bir ekonomide gıda enflasyonunun kalıcı hale gelmesi şaşırtıcı değildir.
Sanayi sektörü %2,9 büyümüş ancak büyümeye katkısı yalnızca 0,54 puan olmuştur. Sanayi gibi stratejik bir sektörün düşük performansı, üretim temelli bir sıçramanın gerçekleşmediğini göstermektedir. Yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde hızlanan sanayi, son çeyrekte belirgin biçimde yavaşlamıştır. Stratejik öneme sahip sanayinin bu düşük performansı, üretim temelli bir sıçramanın gerçekleşmediğini göstermektedir.
İnşaat sektörü ise ,8 büyüyerek yılın en hızlı büyüyen sektörü olmuştur. Son çeyrekte %8,6 büyüyen sektör, yıl genelinde 0,55 puanlık katkı sağlamıştır. Deprem sonrası kamu destekli projeler, konut talebi ve gayrimenkule yönelen yatırımcı ilgisi bu büyümeyi beslemiştir. Ancak burada kritik bir soru ortaya çıkmaktadır: İnşaat ağırlıklı büyüme üretim........
