menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dağlardan da öğrenilirmiş

20 0
01.04.2026

Fikri hür, vicdanı hür, güzel insanlar.

Sanatın aynasından bakmaya devam…

Bugün sanatın aynasından bize görünen Paul Cezanne, dağdan öğrenen adam…

Dağdan öğrenen adam mı?

Abidin Hocam, iyi misiniz? Her şey yolunda mı? Diye mi soruyorsunuz?

Alın size binlerce yıl öncesinden bilgece bir cevap,

“Derinlemesine gözlemlersen, her şey senin öğretmenin olur”.

Ben demiyorum tabi ki.

Ruhsal arınmanın getireceği aydınlanmadan doğacak huzuru dünya insanlığına bilgece sunan Buda diyor.

Buda’nın söylediklerinin konumuzla ne ilgisi var mı, diyorsunuz?

 Biraz açsanız iyi olur mu diyorsunuz.

Derinlemesine gözlemlersen yani baktığın şeyi haz nesnesi olmaktan çıkarıp bir düşünce alanına dönüştürebilir, onu tekilliğinden soyutlayıp insan aklının sınırsız kavrayış yeteneğinden beslenen imge yaratıcılığında bir bütünün parçası olarak kavrayabilirsen işte o zaman sakinleşen zihinsel bir berraklığın içerisinde kendi öğrenme ufkunu keşfedebilir ve yeni bir anlam haritası oluşturabilirsin.

Yani o zaman baktığın şey, kendinde bir şey olarak tikel değil de tümel bir bütünselliğin içerisinde, insan aklının evrimsel gelişiminin sonucu olarak elde ettiği soyutlama becerisinin ürettiği koordinatlar içerisinde yeni bir gerçekliğin varoluşuna neden olabilir diyor.

Şimdi aranızdan bazı sevgili dostlar sorabilir; neymiş bu doğaya baktığımızda direkt göremediğimiz ancak akıl yürütmemiz sonucunda görebileceğimiz soyut gerçeklikler.

Örneğin matematik, örneğin geometri, örneğin müzik sanatı, örneğin resim sanatı…

Sadede gelelim diyorsunuz değil mi efendim.

Mesela,insan aklı her şeyden öğrenebilme ve bağıntılama potansiyelini geliştiremeseydi ve şeylerin bütünselliğinden ortaya çıkan ahengi göremeseydi, uyum ve güzellik ilişkisi estetik bir yargı olarak düşünmenin konusu olabilir miydi?

M.Ö. 570-495 civarında yaşamış, "Pisagor Teoremi" ile tarihe geçmiş olan antik Yunanlı matematikçi ve filozof Pisagor (Pythagoras), matematik bilimi ve felsefeyi kendi düşünce ekseninde bütünleştirerek hem bilimsel hem de ezoterik bir düşünce evreni yaratmıştır.

Ayrıca, Pisagor'a göre, matematiksel oranlar ve sayıların özellikleri estetik güzellik ile doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda geometri, sayıların görsel temsilini ve düzenini sağlayarak güzelliği estetik bir yargı olarak ifade etmenin aracı haline gelmiştir. 

Pisagorcular, geometrik şekillerin ve oranların, evrenin temel yapısını yansıttığına ve bu yapının estetik bir düzen sunduğuna inanırlardı.

Öyleyse Pisagor’a göre gözün gördüğü görme nesnesinden duyumsadığımız güzellik salt görme eyleminin bir sonucu değil, duyular üstü olan aklın görülen şeye biçtiği soyut matematiksel imgeden doğmaktaydı.

Peki biz ademoğulları ve kızları olarak doğaya baktığımızda........

© 12punto