menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa yeni bir büyük savaşa mı sürükleniyor?

56 0
31.05.2026

Ukrayna üzerinden Avrupa, Baltık'tan Karadeniz'e Rusya ile Kontrolsüz Tırmanmayı teşvik ediyor. Temel sorun savaş ihtimalinin artması değil, tarafların kriz yönetim kapasitesinin aşınmasıdır.

Ukrayna savaşı artık yalnızca Ukrayna sahasında yaşanan bölgesel bir çatışma değildir. Baltık’tan Karadeniz’e, Polonya’dan Kaliningrad’ a uzanan hatta NATO ile Rusya arasındaki gerilim yeni bir stratejik aşamaya geçmiştir. Rusya-Ukrayna savaşı son günlerde yeniden çok tehlikeli bir tırmanma evresine girmiş durumda. Özellikle son on gün içinde Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik gerçekleştirdiği yüksek yoğunluklu füze ve İHA saldırıları, savaşın artık yalnız cephe hattında değil, stratejik derinlikte de yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Kiev, Harkov, Odessa, Dnipro ve enerji altyapısına yönelik yoğun saldırılar Ukrayna’nın hava savunma kapasitesini zorlamaya başladı. Aynı süreçte Rusya, cephe hattında özellikle Donbas ekseninde ilerleme baskısını artırırken, Ukrayna tarafında insan gücü ve mühimmat kayıplarının büyüdüğüne dair işaretler dikkat çekiyor. Batı medyasında dahi Ukrayna’nın artık stratejik savunma yorgunluğu yaşadığı yönündeki analizlerin çoğalması tesadüf değildir. Bu satırlar yazılırken Rusya’nın NATO devletlerine Kiev’i boşaltmaları tavsiyesi yapmaları dikkate alınmalıdır. Putin ve Rus devleti anlaşılan Ukrayna’nın yeni bir Afganistan -yani yıpratma savaş alanı- olmasına izin vermeyecek görünüyor. Yine aynı zamanlarda Rusya’nın Romanya’da bir apartmana SİHA saldırısında bulunduğu iddia edildi. Putin ise bunun sahte bayrak operasyonu olduğunu ima ederek batı medyasını suçladı. (ABD ve İngiltere’nin yakın tarihte sahte bayrak operasyon siciline bakarak ve İran İsrail ABD savaşında CENTCOM Amiral Cooper’ın İran Şaheed SİHA’larını tersine mühendislikle imal ederek kullandıkları itirafını hatırlarsak aynısının Rusya için de yapılabileceğini söyleyebiliriz.)

Bu gelişmeler paralelinde Avrupa bugün, Soğuk Savaş sonrası dönemin en tehlikeli güvenlik krizini yaşamaktadır. Ancak asıl sorun savaş ihtimalinin artması değil, tarafların kriz yönetim kapasitesinin aşınmasıdır. 1914 ve 1939 öncesi Avrupa nasıl ittifak sistemleri, silahlanma yarışı, medya propagandası ve karşılıklı güvensizlik ortamında büyük savaşlara sürüklendiyse, bugün de benzer bir psikolojik ve stratejik iklim oluşmaktadır. Fakat bugünün farkı, sürecin nükleer çağda, SİHA, hipersonik füze ve yapay zekâ destekli savaş teknolojileri ortamında yaşanmasıdır. Artık yanlış hesaplama riski insanlık açısından varoluşsal seviyeye ulaşmıştır. Özellikle Karadeniz hava sahası ile Litvanya’ya komşu Rusya’nın Kaliningrad Oblast’ını kontrol eden NATO kontrolünde yegâne ulaşım olanağı sağlayan Suwalki Koridoru, Ukrayna, Polonya ve Litvanya ile komşu olan Beyaz Rusya sınırı ve Baltık hava sahası bugün dünyanın en tehlikeli temas alanları arasına girmiş durumdadır.

AVRUPA’NIN GERİLEYEN KAPASİTESİ VE ARTAN KIŞKIRTMA YETENEĞİ

Bu yaşananlara rağmen Avrupa’nın içinde bulunduğu ekonomik tablo ile savaş dili arasındaki çelişki çok büyüktür. Avrupa bugün büyük bir savaşı sürdürebilecek üretim altyapısına, mühimmat stokuna ve toplumsal dayanıklılığa sahip değildir. Buna rağmen kriz üretme ve tırmanmayı teşvik etme kapasitesi artmaktadır. Avrupa ekonomileri ciddi şekilde sanayiden uzaklaşma, artan enerji maliyetleri, üretim kaybı, kamu borçları ve demografik çöküş baskısı altında bulunurken, Atlantikçi çevrelerin Rusya’ya karşı giderek daha saldırgan bir çizgiye yönelmesi ve yeniden silahlanmayı çözüm olarak görmeleri düşündürücüdür. Özellikle Mersz, Macron, Starmer ve Baltık güvenlik çevreleri temsil ettikleri halklara rağmen Rusya’ya karşı giderek saldırgan bir çizgiye kaymakta, Avrupa’yı giderek daha yüksek riskli bir stratejik hatta sürüklemektedirler. Ancak Avrupa’nın gerçek askeri kapasitesi ile siyasi söylemi arasında ciddi kopukluk vardır. Bu nedenle Avrupa’nın bugün sahip olduğu en güçlü unsur askeri güç değil, kışkırtıcı stratejik davranış üretme kapasitesidir. En büyük tehlike de burada ortaya çıkmaktadır. Çünkü kapasitesi zayıflayan aktörler çoğu zaman daha riskli davranmaya başlar. Bu durumda da kendileri için kanını dökecek ucuz devletler ararlar.

RUSYA PARADİGMA DEĞİŞTİRİYOR

Tam bu atmosfer içinde Moskova’nın verdiği en önemli stratejik mesajlardan biri Oreshnik sistemi üzerinden geldi. Rusya’nın geçen hafta Kiev’e yaptığı Oreshnik saldırısında verdiği mesaj, yalnız Ukrayna’ya değil doğrudan NATO’ya yöneliktir. Kremlin açık biçimde savaşın yalnız Ukrayna sahasıyla sınırlı kalmayacağını, gerekirse Avrupa’nın derinliklerine uzanabilecek yeni nesil yüksek hassasiyetli sistemleri devreye sokabileceğini ilan ediyor. Oreshnik mesajı, klasik füze gösterisinin ötesinde psikolojik caydırıcılık mesajıdır. Moskova burada özellikle Polonya, Baltık hattı ve Almanya’ya eğer Ukrayna sizin yardımınızla Rusya içlerine dron saldırılarına devam ederse bu durumda NATO fiilen savaşın tarafı haline gelir ve Avrupa artık güvenli olmaz mesajını vermiş oluyor. Bu gelişmeler Baltık–Beyaz Rusya–Polonya hattındaki tırmanmayla birleşince ortaya son derece tehlikeli bir tablo çıkıyor. Beyaz Rusya’daki Rusya ile icra edilen nükleer tatbikatlar, Kaliningrad çevresindeki askeri yoğunlaşma, Letonya üzerinden gündeme gelen Rusya karşıtı dron saldırıları ve sabotaj iddiaları, Polonya ile Fransa’nın nükleer caydırıcılık söylemleri Avrupa’yı Soğuk Savaş sonrası en riskli döneme taşıyor. Özellikle Kaliningrad’ın NATO planlamalarında doğrudan hedef haline gelmesi Moskova açısından varoluşsal tehdit olarak görülüyor. Çünkü Kaliningrad yalnız bir askeri üs değil, Rusya’nın Baltık erişiminin stratejik kilididir. Bugün Avrupa’da yaşanan süreç klasik savunma refleksinin çok ötesine geçmiş durumdadır. Ortaya çıkan tablo, kontrollü kriz üretimi, hibrit savaş, ekonomik yıpratma, enerji rekabeti, psikolojik harp ve nükleer caydırıcılığın aynı anda kullanıldığı çok katmanlı bir jeopolitik mücadeleye dönüşüyor. Avrupa bugün Rusya’yı İngiltere’nin 1914 yılında Almanya’yı gördüğü gözlükle görüyor. Avrupa eğer Rusya ile savaşırsa her iki dünya savaşında olduğu gibi yardımına ABD’nin geleceğine güvenerek meydan okuyor. Ancak Rusya sıradan bir kıtasal güç değildir. Dünyanın en büyük nükleer kapasitesine, devasa enerji kaynaklarına, kritik maden rezervlerine ve Avrasya derinliğine sahip bir devletin çevrelenmesi ve NATO ile savaşa zorlanması yalnız bölgesel değil küresel sonuçlar üretir.

Moskova ise Avrupa’nın artan düşmanlığını ve niyetini görmektedir. Savaşın başındaki sınırlı operasyon seçeneğinden (SMO) uzaklaşmaktadır. İlk dönemde Rusya, Ukrayna’yı tarafsızlık anlaşmasına........

© 12punto