Neden şimdi?
Avrupa Parlamentosu yarın 2026 Yılı Türkiye Raporu'nu yayınlayacak.
Memleketin gündemi cayır cayır yanarken, üstelik Milli Takım 24 yıl aradan sonra gittiği Dünya Kupası’nın daha ilk maçında Avusturalya'ya yenilmişken, yurdum insanı pek de sallamayacaktır.
Nasıl olsa, iktidarın öyle ya da böyle Avrupa Birliği gibi bir derdinin kalmadığını artık hepimiz çok iyi biliyoruz.
O mesele, memleketteki ılık beyinli liberalleri, ikinci cumhuriyetçileri, Kürtçüleri, çakma solcuları filan siyasal İslamcı iktidara ikna etmek için bir güzel kullanıldı, Tayyip Erdoğan'ın o günlerde çok istediği meşruiyetin çarpanı oldu; sonrasında bir kenara bırakıldı.
Amma ve lakin, son raporun pek hafife alınacak yanı da yokmuş. Bunu, Cansu Çamlıbel'in Yeşiller Grubu Milletvekili ve Gölge Raportör Vladimir Prebilic ile yaptığı röportajdan öğrendik.
Prebilic, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Avrupa Birliği'nin yaptırım listesine alınmasını talep etmeye hazırlandıklarını söylemiş, AKP'lilerin de Gürlek'in ismini metinden çıkarmak için ne yapabileceklerini sorduğunu anlatmış.
Sonra da onlara demiş ki:
“Yanlış soruyu soruyorsunuz, bu ismi oradan çıkartacak şey sizin Türkiye’de yapacaklarınızdır”
Tabii, ortalık birbirine girdi. Gerçi, bizim için raporun bağlayıcılığı yok. Ama Brüksel'deki bakışı ortaya koyması açısından son derece önemli.
Gelin yakın gözlüğümüzü takalım ve meseleye öyle vaziyet edelim.
Çünkü, burada tartışılması gereken Akın Gürlek değil; bir bakan da değil.
Mesele Avrupa'nın Türkiye'ye bakışında yaşanan değişim. Daha doğrusu değiştirmek zorunda kaldığı çıkar hesapları.
Kaseti biraz geri saralım.
Türkiye'de demokratik standartlar bugün gerilemeye başlamadı; basın özgürlüğünün, yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılması da muhalefete yönelik baskılar da öyle...
Bunların........
