Hürmüz’ün görünmeyen yüzü: Koz mu, kırılganlık mı?
Ortada son derece hassas bir denge var. Hürmüz Boğazı uluslararası stratejik denklemin tam kalbinde duruyor.
Sadece bölgesel değil küresel sistemin ritmini belirleyen bir merkez gibi!
Bugün İran, Hürmüz üzerinden dünya enerji damarına dokunabilen birkaç aktörden biri.
Diyelim ki, jeoekonomik kaldıraç!
Geçiş maliyetlerini artırarak, risk algısını yükselterek, küresel enerji piyasalarını tedirgin ederek pazarlık gücünü artırabiliyor.
Üstelik bu etki fiziksel akışla sınırlı olmadığı gibi beklenti yönetimi üzerinden de piyasalara sirayet ediyor.
40 gün süren savaşın bilançosuyla, bütün dünya bunu güzelce anlamış oldu. Sadece devletler değil, enerji şirketleri, sigorta piyasaları, küresel ticaret aktörleribu gerçeği hatırladı.
Biz, söz konusu kartın görünmeyen yüzüne dikkat çekelim.
Uzun vadede bu tür bir kaldıraç, aynı zamanda tersine işleyebilecek riskleri de barındırıyor. Şunu çok iyi biliyoruz, küresel sistem stratejik kırılganlıkları kalıcı hale getirmez; alternatif yollar ve çözümler üretir.
Yakın tarih bunun örnekleri ile dolu.
Hatta çoğu zaman krizler, sistemin kendini yeniden üretmesinin bahanesi olur.
Tahran yönetiminin, ABD'ye karşı çok ciddi bir kazanım elde etmişken, şimdi hesabını kitabını çok iyi yapması lazım.
Çünkü kazanımı korumak, elde etmekten çoğu zaman daha zordur.
Şimdi şu soruyu soralım:
İran, bugün elindeki en güçlü kozu oynarken, aslında o kozu diğer yandan değersizleştiriyor olabilir mi?
Cevabı, düşündüğümüzden biraz daha karmaşık.
Çünkü sadece “güç” üzerinden denklem kurmuyoruz, burada zaman, sabır ve sistemin adaptasyon kapasitesi devreye giriyor.
Hürmüz’ün sürekli kriz alanı haline gelmesi, orta ve uzun vadede alternatif güzergâhların hızlanmasına neden olacaktır.
Kimsenin kuşkusu olmasın.
Süreci “lineer” olarak görmemek lazım; kriz derinleştikçe ve çözümsüz kaldıkça alternatif üretme çabalarının hızlandığını biliyoruz.
Bu sadece bir “ihtimal” olmaktan çok küresel enerji sisteminin refleksi.
Risk neredeyse alternatif oraya karşı inşa edilir. Bunun altını kalın kalemle çizmiş olalım. Hatta bu, enerji jeopolitiğinin en temel kuralıdır.
Bugün masada olan başlıklar açıkça gösteriyor.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin farklı çıkış hatları…
Bu ülkeler, enerji ihracatını tek bir boğaza mahkûm etmenin riskini uzun süredir azaltmaya çalışıyor.
Irak-Türkiye enerji koridorunun yeniden stratejik........
