menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

19 Mayıs

31 0
19.05.2026

Milli bayramlarımızın elbette hepsi anlamlı!

23 Nisan, egemenliğin saraydan millete geçişi...

29 Ekim, bir medeniyet tercihi; Cumhuriyet devrimi...

30 Ağustos, emperyalizme vurulmuş tarihî tokadın adı!

Ama 19 Mayıs başka...

Herkesin “artık bitti” dediği yerde yeniden başlayabilme; memleketin ahval ve şeraitinin fevkalade namüsait olduğu bir dönemde diz çökmeyi reddetme iradesi; düvel-i muazzamayı, işgal ordularını, içerideki mandacıları, teslimiyetçileri ve korku iklimini aynı anda karşısına alabilme cesaretidir.

Bugün dönüp baktığımızda, Samsun’a çıkan Mustafa Kemal’i bazen fazla steril bir tarihin içine sıkıştırıyoruz. Sanki her şey önceden planlanmış, sanki Anadolu onu bekliyormuş, sanki halk yekvücut ayağa kalkmış filan...

1919’da bu memleket yalnızca işgal edilmemişti; zihnen de çökmüştü. 600 yıllık imparatorluk dağılmış, saray teslim olmuş, halk bitap düşmüş, ordu parçalanmıştı. İnsanların kahir ekseriyeti kurtuluşu ihtimal dahilinde bile görmüyordu.

Mustafa Kemal’in elinde ne düzenli bir ordu vardı ne para ne medya ne de arkasında hizalanmış kalabalıklar…

Çoğu zaman siyasi meşruiyeti bile tartışmalıydı.

Elinde olan tek şey; kararlılığı, aklı ve inancıydı!

Tarihin akışını değiştiren de tam olarak bu oldu.

Mustafa Kemal, psikolojik ve ahlaki üstünlüğü hiçbir zaman kaybetmedi. Zihnen teslim olmuş, yıllar süren savaşlardan tükenmiş bir halkı yeniden ayağa kaldırdı. İnsanlara, “Bu memleket hâlâ kurtulabilir” dedirtti.

Bir millet önce zihninde ayağa kalkar. Bunun altını kalın kalemle çizelim.

Gelelim bugünün Türkiye’sine…

Memlekette ağır bir ekonomik kriz var. Hak, hukuk desen hak getire… Adalet duygusu lime lime olmuş. Kurumlar çürüyor. Yozlaşma artık istisna değil, neredeyse memleketin yeni normu hâline geldi.

Üniversite mezunları bavulu eline almış, kaçacak ülke arıyor. Liyakat yerle bir. Nepotizm, adam........

© 12punto