'Güven' krizi...
Türkiye yine bir “güven” tartışmasının içine düştü.
Merkezindeki isim Haluk Levent!
Savunan da var, suçlayan da...
Hiç kimseyi peşinen mahkûm etmeyelim; bekleyip göreceğiz ama şimdiden meselenin büyük skandallara gebe olduğunu hissedebiliyoruz.
Vaziyetin hukuki, siyasi veçheleri zaten tartışılıyor, gelin biz psikososyal zaviyeden bakalım.
Şöyle ki, ortada cevaplanması gereken kritik bir soru bulunmakta.
Bu memlekette milyonlar neden Kızılay'a, AFAD'a güvenmek yerine mali suçlarda sabıkası kabarık, sıradan insanın bile kuşkuyla baktığı, Atatürkçülük üzerinden sempati devşirmeye çalışan, kerameti kendinden menkul bir sanatçının kurduğu sivil toplum örgütünün peşine takıldı?
İşte asıl konuşmamız gereken budur!
Çünkü sorunun cevabı yalnızca AHBAP'ı ya da Haluk Levent'i ilgilendirmiyor, aynı zamanda Türkiye'nin bugün sosyal açıdan karşı karşıya olduğu en sıkıntılı meseleye de işaret ediyor.
Yani, enflasyon, hayat pahalılığı, sosyal çürüme ve çözülmenin yanında; elbette bunlarla yakından ilişkili, belki bir ölçüde nedeni ve bir ölçüde sonucu olarak değerlendirebileceğimiz, “sosyal güven” mekanizmasının çöküşüne...
Bu tespit benim değil.
Dünyanın en saygın araştırma kuruluşları yıllardır farklı yöntemlerle ölçüyor.
Pew Research Center, Edelman Güven Barometresi, Ipsos ve Avrupa Sosyal Araştırmaları'nın ortaya koyduğu tablo, küçük ayrıntılar dışında hep aynı.
Türkiye, insanların birbirine en az güvendiği ülkelerden biri.
Pew'in araştırmalarında “İnsanların çoğuna güvenilebilir” diyenlerin oranı Türkiye'de yüzde 10-15 bandında.
İsveç, Norveç, Finlandiya ve Danimarka gibi ülkelerde ise aynı soruya verilen olumlu cevap yüzde 70'leri, hatta bazı araştırmalarda yüzde 80'i buluyor.
Arada sadece istatistiksel fark yok.
Bu, siyasetin sosyal yapı üzerindeki etkisinin bir sonucu. Yani, “güven” gelişmiş ülkelerin görünmeyen serveti, sosyologların “sosyal sermaye” dediği şey!
Ekonominin de hukukun da demokrasinin de altyapısı. Güven varsa insanlar yatırım yapar, güven varsa insanlar çocuklarının geleceğini planlar, güven varsa hukuk sıkıntısızca işler, güven varsa insanlar devletin söylediklerine inanır.
O zaman en sağlam ekonomi bile kırılganlaşır, demokrasi şekilden ibaret kalır, insanlar geleceğini başka ülkelerde arar, devletin söylediklerini kimse ciddiye almaz........
