Araştırmacı gazetecilik ve tutuklama sarmalı: Tutuklanan her gazeteci, iktidarın hakikat karşısında ne kadar korktuğunun ve ne kadar aciz olduğunun kanıtıdır
Araştırmacı gazetecilik, doğası gereği iktidarın saklamak istediği alanlara girer. Örneğin kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı, kararların kimlerin çıkarına alındığı, görünmeyen ilişkiler ağı ortaya çıkarılmaya çalışır. Bunun için iktidarlar çoğu zaman doğru soruları soran gazetecilerden korkar. Çünkü iktidar için bilgi, kontrol edilmesi gereken bir mülkiyet alanıdır. Çünkü doğru soru, birçok yanlışı, yolsuzluğu, yoksulluğu görünür kılar.
“Kimin çıkarı var? Buna kim karar verdi? Kimin karar vereceğine kim karar verdi?”
Bu sorular zinciri, resmi anlatının sınırlarını parçalar. Ve o sınırların ötesinde çoğu zaman hesap verilemeyen bir alan vardır. Yolsuzlukları, kapalı kapı ardındaki pazarlıkları, sermaye-siyaset ilişkisindeki geçişkenliği belgeleyen bir gazeteci, aslında iktidarın ontolojik güvenliğini sarsar. Gözaltı ve tutuklamalar ise bu sarsıntıya verilen asimetrik bir cevaptır. Max Weber’in vurguladığı gibi her bürokrasi, bilgisini ve niyetini gizli tutarak etkisini artırmak ister. Gazeteci iktidarın bilgi alanına girerek aslında kamusal bir ihbar yapmaktadır. Dolayısıyla haberin içeriğiyle tartışamayan yapı kaynağı etkisizleştirmeyi seçer. Ve bunu dezenformasyon yasasını gerekçe göstererek yapmaktadır.
Türkiye’de araştırmacı gazetecilik ile gözaltı ve tutuklamalar arasındaki ilişki ülkenin şeffaflık düzeyini, hesap verebilirlik kapasitesini gösteren bir........
