menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Silivri'nin değişen tabelası, değişmeyen hafızası

11 0
19.05.2026

O yıl internet dünyasının en büyük medya platformu Youtube kuruldu. Pakistan’da çok büyük bir deprem oldu, 75 bin kişi hayatını kaybetti. Zülfü Livaneli CHP’den istifa ederken inandığı ilkelere vurgu yaptı. Deniz Baykal yine genel başkan seçildi. 2005 yılından bahsediyorum. O yıl, sonraki senelere damgasını vuracak bir olay daha yaşandı; dünyanın en büyük zindanlarından 'Silivri Cezaevi'nin temelleri atıldı.

AKP’nin katıldığı ilk seçimlerin henüz üçüncü yılındaydık. Yani daha yolun çok başında. Bir zindana milyonlarca lira para harcanmıştı. Dünya ile yarışıyorduk lakin üniversiteler, sağlık kurumları, bilimsel gelişmeler gibi örnek uygulamalarla değil yarışımızı hapishaneler ile hayata geçiriyorduk. Çok sürmedi, üç yıl sonrasında mahkumlara kapılarını açtı bu devasa zindan.

Kimler gelip geçmedi ki Silivri zindanından..

Akademisyenler, yazarlar, gazeteciler, politikacılar...

Ülkenin eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Generaller; Çetin Doğan, Şener Eruygur, Hurşit Tolon ve diğerleri; sonra gazeteci ve yazarlar; Selçuk Kozağaçlı, Ahmet Şık, Barış Terkoğlu, Can Dündar, Fatih Altaylı…Politikacılar; Tuncay Özkan, Enis Berberoğlu, Doğu Perinçek, Mehmet Haberal ve şimdilerde Can Atalay, Ekrem İmamoğlu, Rıza Akpolat ve diğerleri.

Gezi, KCK, Ergenekon ve Balyoz davaları...

Silivri önünde kurulan çadırlar, tutulan adalet nöbetleri, barikata karşı göğüs göğüse direnenler, Tarık Akan, Levent Kırca ve diğerleri..

Hiç unutmuyorum. Ergenekon’un kasası diye hapiste tutulan Kuddisi Okkır sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırıldıktan sonra yaşamını kaybetmişti. Sözde örgütün kasasıydı ama parasızlık nedeniyle cenazesi belediye aracıyla taşınmıştı. Eşi Sabriye Okkır o günlerde eşinin bir yıldır ağır sağlık sorunları yaşamasına rağmen hapiste tutulduğunu ve adeta ölüme gönderildiğini söylemişti. Sözleri yakıcıydı:  “Eşimi benden ilaçsız aldılar, komada verdiler” demişti.  Oramirallere suikast iddiasıyla tutuklandıktan dokuz gün sonra serbest bırakılan Ali Tatar’ı hatırlamamak olur mu? Hakkında tekrar tutuklama kararı çıkarıldıktan sonra kendini bir meşalenin yerine koyup yaşamına son verir Yarbay Tatar. İntihar mektubunda hukuk denilerek yaşatılan hukuksuzluk sürecini anımsatır, “Bu karanlığa ışık olabilmek için yaşamıma son veriyorum.”der ve ekler: “Bu şekilde giderseniz ne yönetecek ne bir........

© 12punto