menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Deniz Göktaş'tan bize yansıyanlar: Kutsal, eleştiri ve mizahın sınırları

7 0
03.07.2026

İyi bir mizah öncelikle zekanın göstergesidir. Bilgi pek çok açıdan işlenir, tahlil edilir, akabinde en olgun haliyle muhatabına soru ya da yargı biçiminde sunulur. Bir tür edebi eleştiridir aslında. Bir açıdan sanatsal bir çalışma. Muhataplarını rahatsız etmesinin önemli bir nedeni de budur. Kayda alınan, değer gören, toplumun içinde kendine yer bulan eleştirinin önemi, ağırlığı hissedilir. Yanıt verme olgunluğunu ya da bilgeliğini gösteremeyenler hakaret silahını sarılır. Eleştiriye cevap eleştiriyle değil, suçlamayla, toplu linç korosuyla ya da ceza tehdidi ile gelir. 

Deniz Göktaş bahsinde yaşadığımız son olayda yaşanan tam olarak buydu. Göktaş’ın son gösterisi özellikle sosyal medya platformlarında yoğun ilgi gördü. Esprileri, anlatımları, cesareti, zekası, duyarlılığı, tavrı takdir edildi; güldüren, düşündüren, sorgulatan bir mizahtı sanatı. Üzerinde çalışılmış, emek verilmiş, nitelikli bir gösteriyle karşı karşıyaydık. Hal böyle olunca,  gösteriden rahatsız olanların yanıtı da bu çapta, bu ince işçilikte olmalıydı. Zira her söz aynı zamanda kendisinin aynasıdır.  Lakin Göktaş’ın karşısına böyle çıkılamadı; aynı tat ve zekada bir yanıtla karşılaşmadı. Fakat bir yargı kararı çıkartıldı, basında çıkan haberlere göre Göktaş hakkında "dini değerleri aşağılama" suçlamasıyla soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi -şiddet ve nefret suçu içermediği sürece- sözün muhatabı yine sözdür. Elbette her söze, ifade edilen her düşünceye katılmak durumunda değiliz. Bu takdirde muhataba yine aynı zemin üzerinden yanıt vermek, kelamı yine aynı güçte donatmak gerek. Nitekim sözün bize kadar uzanması ve dahi bizim nezdimizde değer görmesi, onun gücünü gösterir. 

Gelelim “dini değerleri aşağılama” konusuna. Öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor ki, hiçbirimiz inanmadığımız dinin ya da Tanrı’nın söylediklerini doğru kabul etmeyiz. Eşyanın doğası gereği, gerçek bunu anlatır. Aynı gerçek bize hali hazırda dünyada onlarca din ve benzer biçimde Tanrı tasavvuru olduğunu söyler. Buna göre her inanç mensubunun bağlı olduğu kitap tanrısaldır. Peygamber ya da inanç önderleri kutsal bir kimlik taşır. Lakin sözünü ettiğimiz bu durum bizim için aynı anlamı taşımaz. Aksine........

© 12punto