menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atatürk İran’ın geleceğini nasıl öngördü?

445 0
08.03.2026

İran’da yaklaşık 131 yıl süren Kaçar Hanedanı devrilmiş, ülkeden kaçmıştı.

Tam da Atatürk o yıllarda Genç Cumhuriyetin temellerini atmış, İç ve Dış politika üzerinde çalışıyordu.

Kaçar Hanedanının yerini Rıza Han almıştı. Türkiye’de yeni kurulan Cumhuriyet rejimi Rıza Han’ın da ilgisini çekiyordu. O, Atatürk gibi modernleşme yanlısı ve yenilikçiydi. Ancak iki kesim İran’da sanki iş birliği yapmış gibi Cumhuriyet rejimine karşı çıkıyordu;

Biri İngilizler, diğeri de Mollalar.

Atatürk hemen bir hamle yaptı ve İran’ın Tahran Büyükelçiliğine Memduh Şevket Esendal’ı atadı. Çünkü İran’ın Cumhuriyet rejimine geçmesini istiyordu. Atatürk, Memduh Şevket Esendal aracılığıyla Rıza Han’a “Kacar monarşisini kaldırmakla iyi yaptığını ama yerine kendi hanedanını koymamasını ve Cumhuriyet ilan etmesini” önerdi. “Böylece Rusya-İran-Türkiye olarak yıkılan eski hanedanlıklarının yerine Cumhuriyet ilan eden üç güçlü komşunun Batı emperyalizmi karşısında daha sağlam durabileceklerini” söyledi. Ancak Rıza Han, Memduh Şevket Esendal’a “bunu yapamayacağını, İran halkının şahlığa alışık olduğunu, başka bir rejimle yönetilemeyeceğini, İngilizlerin buna karşı çıktıklarını ve aynı şekilde dini grupların, yani Mollaların da cumhuriyete karşı olduklarını” belirtti.

Ve akabinde Rıza Han 12 Aralık 1925’te meclis kararıyla İran’da şahlığını ilan etti. Kaçar hanedanlığının yerini, Pehlevi hanedanlığı aldı.

Yani, Monarşi rejimi olan hanedanlık, şahlık, krallık, Taçlık devam edecekti.

Rıza Han’ın unvanı da, Şah Rıza Pehlevi oldu.Şehinşah’dı. Yani, Şahların şahı idi.

Atatürk’ün artık komşusu ile iyi geçinmekten başka çaresi yoktu. Şah Rıza Pehlevi ile ikili dostluklarını sürdürdü. Cumhuriyet Rejimi altında Türkiye’de yaptıkları devrimleri ve yenilikleri göstermek için kendisini Türkiye’ye davet etti. Şah Rıza Pehlevi daveti kabul etti ancak 9 yıl sonra 1934 yılında Türkiye’ye gelebildi.

Atatürk bu ziyarette ona çok özel ilgi gösterdi ve Yeni Türkiye’nin bütün gelişmişliğini ve Cumhuriyet rejimi altında yaptıkları atılımları bizzat gösterdi.

Atatürk aslında burada bir şeyi seziyordu. Doğu kapımız olan İran’ın Türkiye’yi örnek alıp bir an önce iç politik sorunlardan sıyrılarak Cumhuriyet rejimine geçmesini ve bu rejimin şemsiyesi altında, Batı Emperyalizmine karşı İran’ın Ortadoğu’da sağlam temeller üzerinde kalkınmasını istiyordu. İran ile Türkiye sırt sırta verecek, yanına Rusya ve diğer ülkeleri de alacak ve Ortadoğu’ya yabancı kimseyi sokmayacaklardı.

Çünkü şunu biliyordu ki, petrol zengini olan İran’ı emperyalistler rahat bırakmayacaktı.

Şah Rıza Pehlevi Türkiye’ye geldi gördü, yapılanlar karşısında hayran kaldı. Önemli fabrikaları gezdi, toplumdaki yenilikçi heyecanı gördü.

Son günü, Çankaya’da bir veda yemeği verildi onuruna. Yemekte Türkçe konuşuldu. İran Şahı da Türkçeyi iyi konuşuyordu. İran Şahı ile Atatürk arasında şu konuşma geçti;

-“Biraderim! Yarın memleketime dönüyorum. Ziyaretim çok yararlı oldu. Burada gördüğüm yeniliklerin çoğunu orada uygulayacağım.”

-“Çok memnun oldum. Kardeşiz. Komşuyuz. Birbirimize benzersek iyi olur. Yalnız Ahundlarınızane yapmayı düşünüyorsunuz?

-“ Bu konuda bir şey yapamayacağım. Onlar beni destekliyor. İyi geçiniyoruz. Onlara dokunmayacağım.”

Ahund demek, molla demekti. Atatürk İngilizlerle işbirliği yapıp İran’da Cumhuriyet ilan edilmesine karşı çıkan Molaları İran’ın gelişmesinin önünde engel olarak görüyordu.

O yüzden Molalara ne yapacağını sormuştu. Olumsuz cevap alan Atatürk sözlerine devam etti. “Unutmayın ki toplumda köklü değişiklikler yapmak isteyen her lider, gericilerle savaşmaya ve bunu kazanmaya mecburdur. Yoksa on, yirmi, belki elli yıl sonra din adına hareket ettiğini iddia eden biri çıkar. Her şeyi alt üst eder” dedi.

Ama Şah Rıza Pehlevi Atatürk’ü dinlemedi.

Mollalarla ilgili bir şey yapmadı. Ardından II. Dünya Savaşı başladı. Rıza Pehlevi İngilizlere karşı Almanlara yakın durdu.  Almanlar Sovyetler Birliği’ne saldırınca İngilizler, Ruslarla birlikte1941 yazında İran’a girdi. Çünkü İran’da zengin petrol yatakları vardı ve kontrol altında tutmak istiyorlardı.

İngilizler Rıza Şah’a 1941 tarihinde istifa ettirdiler. Oğlu........

© 12punto