Atatürk İngilizlerden Anadolu’da Valilik istedi mi istemedi mi?
Konuyu anlatmadan önce hemen şunu söyleyelim; Atatürk’ün bir çok üstün özelliği var. Ve aynı zamanda çok da iyi bir taktisyen.
O günün şartlarına baktığımızda esas olarak Atatürk tüm işgalcilere karşı. Öyle karşı ki, Osmanlı Devleti olarak Birinci Dünya Savaşına Almanlarla birlikte ittifak kurarak girmemize bile karşı. Üstelik, herkes Alman yanlısı iken.
Atatürk ittifak kurduğumuz, bize güya yardıma gelen Almanların, bizim üzerimizden Ortadoğu’yu sömürmeye niyetli olduğunu biliyor. Ve onların yüzünden savaşı kaybedeceğimizi açık açık söylüyor. Ne zaman, henüz Bağdat düşmeden. Ne zaman, henüz Mekke Gazze, Kudüs Ürdün Şam vs düşmeden.
Ve Atatürk kaygılarında haklı çıkıyor ve Gazze ve Kudüs, Şam da dahil bütün Ortadoğu Almanların yüzünden düşüyor maalesef. Atatürk bunu 2-3 yıl öncesinden görüyor ve 1916 yılında Silvan’da bir gece, İnönü de yanlarında iken 2’nci Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa’ya “Almanlarla İttifakı bozalım, onlara kılıç çekelim, İngilizlerle masaya oturalım, mevcut topraklarımızı koruyalım” önerisinde bulunuyor.
Tabii bunu nasıl yapacak?
O günkü İttihatçı Başbakan Sait Halim Paşa ve Alman yanlısı Savunma bakanı ve iktidarda tek söz sahibi Enver Paşa’ya karşı darbe yaparak.
Ama 2’nci Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa bu öneriyi dinlemeye bile cesaret edemiyor. Atatürk’ün bu önerisini gençliğinin verdiği bir maceraperestlik olarak görüyor.
O gün Atatürk henüz 35 yaşında idi ve bu önerisi bir macera ürünü değildi elbette. Eğer Ahmet İzzet Paşa bunu kabul etseydi, 3’ncü Ordu Komutanı da destek vermeye hazırdı. Almanlarla ittifak bozulacak, İngilizlerle masaya oturulacak, kabul etmezlerse tek başımıza mücadele edilecek mevcut topraklarımız korunmaya çalışılacaktı.
Alman Limon VonSanders’in yanlış politikalarına rağmen Çanakkale Savaşı kazanılmış, Kutül Amere zaferi elde edilmiş, Kafkas cephesinde İngiliz İttifakı olan Ruslara Bitlis ve Muş’u alarak ağır bir tokat vurmuştuk. Üstelik, Almanların dayatmasıyla kaybettiğimiz Sarıkamış Harekatına girmeyecektik ve askeri varlığımızı önemli ölçüde korumuş olacaktık. Yani Almanlara rağmen İngilizlere 3 gol atmış, Almanların yüzünden de 1 gol yemiştik.
Üstelik Kanal Harekatında da Türk Komutanlar Almanlara rağmen oldukça başarılıydı. İngilizler de bizi hala çok güçlü görüyorlardı.
Almanlara kılıç çekip İngilizlerle masaya oturmak.
Osmanlı topraklarını korumak için Atatürk’ün bu fikri gayet doğru idi. Ama Ahmet İzzet Paşa baştan kabul ve cesaret edemeyince olmadı tabiiki.
Ve sonra ne oldu hemen söyleyelim;
İngilizler Kanal’ı aştı, bizim Alman hayranlığımız ve ittifakımız yüzünden Gazze Düştü Kudüs düştü, Bağdat, Dera, Şam düştü filan. İngiliz askeri birlikleri başında General Allenby ve yanında Mekke Emiri Şerif Hüseyin ve oğlu Faysal ile birlikte Osmanlının elindeki Filistin, Arap ev Suriye topraklarını birer birer kopardılar.
Atatürk o ara kendisini yırttı. Kudüs’ü Gazze’yi Alman komutanlar savunmasın biz savunalım, hatta Kudüs’ün savunmasını bana verin, olmasa Cemal Paşa’a verin, daha olmazsa bir Türk bir Müslüman komutana verin. Kudüs’ün savunmasını Hristiyan Almanlara bırakmayın dedi. Ama diletemedi.
Üstelik şunu da dedi.
Gelin, Mekke emiri ve Şerif Hüseyin ile görüşün, oğluyla görüşün, onları tarafımıza çekelim, İngilizlerin elinden bu Arap kartını alalım dedi. Hatta Araplara biz özerklik, biz bağımsızlık verelim dedi Çanakkale’de Talat Paşaya
Ama yine dinletemedi.
Kral Faysal’da kendisi ile görüşmeyen Enver Paşadan umudu kesti gitti İngilizlerle birolup Osmanlıya, dindaşlarına karşı savaştı.
Bunları anlattıktan sonra gelelim, Minber gazetesine ve Atatürk’ün İngilizlerden Valilik isteme konusuna. Evet, Minber gazetesini arkadaşı Ali Fethi ile birlikte kurmuş ve “Minber” adını da kendisi vermiştir. Çünkü Atatürk çok iyi bilir ki 30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Antlaşması bir esaret antlaşmasıdır, bu esaret Antlaşmasının yırtılıp atılması gerekir, bunun için de İstanbul’daki yandaş basına inat işgalden yana olmayan bir basın bir gazete kurulması da........
