menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

30 Ağustos'tan 9 Eylül'e : Aynı yolun hikâyesi

14 0
26.08.2026

Çocukluğum İzmir'de, Karşıyaka'da geçti. Bu yüzden İzmir benim için yalnızca yaşadığım şehirlerden biri değil; çocukluğumun, ilk hatıralarımın, kısacası hafızamın coğrafyasıdır. Karşıyaka'dan Mavişehir'e doğru sahil boyunca yürürken Aksoy'dan, Girne'den, Bostanlı'dan geçersiniz; ama çoğu zaman bir semtin nerede bittiğini, diğerinin nerede başladığını fark etmezsiniz. Önünüze bir sınır taşı çıkmaz, geçtiğiniz çizgiyi gösteren bir işaret görmezsiniz. Körfez hâlâ aynı körfezdir, denizin kokusu değişmez, rüzgâr yüzünüze aynı yerden vurur. Siz aynı kıyının üzerinde yürümeye devam ederken isimler değişir ama şehir değişmez. Belki de bu yüzden son günlerde yeniden gündeme gelen “Millî Mücadele mi, Kurtuluş Savaşı mı?” tartışmasını izlerken aklıma sürekli İzmir geliyor.

Tarih de bazen böyledir. Ne ara Millî Mücadele'den Kurtuluş Savaşı'na geçtik? İstiklâl Harbi bu yolun neresindeydi? Belki de hiç geçmedik. Belki yüz yıl sonra kavramların arasına çekmeye çalıştığımız sınırlar, o mücadeleyi yaşayanların dünyasında bizim düşündüğümüz kadar keskin değildi. Nitekim Mustafa Kemal'in kendi sözlerine baktığımızda bunu görmek mümkün. Mustafa Kemal “Millî Mücadele” ifadesini kullanırken aynı tarihsel süreci “kurtuluş”, “istiklâl” ve her şeyden önemlisi “bağımsızlık” kavramlarıyla da anlatıyordu. 1919'da söylediği “Milletin bağımsızlığını, yine milletin gayret ve kararı kurtaracaktır” sözü bile bu kavramların birbirinin rakibi değil, aynı........

© 12punto