İtiraf ediyorum Janet, Joan size aşığım
Galiba yıllar içinde tüm kitaplarını, yazılarını okuduğum Janet Malcolm ile kafamda hayali bir duygusal ilişki oluşturmuşum. “Kütüphanemdeki Sesler’’ kitabımı yazmaya başlamadan 8 ay kadar önce öldüğü haberi gelmişti. Haberi duyar duymaz farkında olmaksızın “halbuki ne kadar da gençti” tepkisini verdim.
Sevdiğim yazarların öldüğünü duyunca bana hep bu duygu geliyor. Galiba onun ilk yazısını okuduğum gün görmüş olduğum fotoğrafı, bende yazarın bugün de öyle görünmesi arzusunu yerleştiriyor olabilir. İlk gördüğüm fotoğrafındaki minyon yapılı, iri çerçeveli gözlüklerinin arkasından keskin zekâ fışkıran gözleriyle bakan Janet hayalimde hep iki sigara arasında o fotoğraf çekimi için yazmayı bırakmış olan (1978’e kadar sigara içmeden yazamıyordu, sonra sigarasız yazmayı da öğrendi) kadın olarak kaldı. Ben onu öldüğü güne kadar hep o fotoğraftaki gibi hatırlamayı tercih etim. Oysa öldüğünde 86 yaşındaydı.
Son fotoğraflarını görmeyi istemedim, hayalimdeki o fotoğraftaki Janet, yazar hakkındaki düşüncelerime daha çok uyuyordu. Onu hep duygusal, içine kapanık ve utangaç bir kadın olarak hayal ettim.
Paris Review dergisinin “Bahar 2011” sayısında yazar Katie Roiphe, Janet Malcolm ile yaptığı mülakatı “The Art of Nonfiction No.4” (Gerçeklere Dayalı veya Kurgusal Olmayan Yazı Sanatı No. 4) başlığıyla yayınladı. Kathie Roiphe mülakat yapacağı yazar ile tanışmak için onu New York’ta Gramercy Park’a bakan evinde ziyaret etmişti. Janet kendisinin konuşmacı değil bir yazı insanı olduğunu ve yazılı sorulara yazılı cevap vereceğini söylediğinden ziyaret sadece bir nezaket ziyareti olmakla kalmış, mülakatı online yapmışlardı. Paris Review’daki mülakat çok uzundu, ben sonuna kadar notlar alarak okudum. Eğer okuyabiliyorsanız size de mutlaka tavsiye ediyorum çünkü her satırıyla ruhunuzun daha zenginleştiğini hissedeceksiniz.
Janet Malcolm kendisini normal hayatında Clark Kent ama yazmaya başlayınca Süpermen olarak tarif ediyor. (Filmde Clark Kent karakterinin Süpermen’e dönüştüğü gibi.) Yazmaya başlayınca o utangaç, nazik kadın gidiyor yerine saldırgan, cümleleriyle tahripkâr bir kadın geliyor. Malcolm, “İçinde bulunduğumuz çalışma odamı nasıl yazardın?” diye sorunca Katie Roiphe de “Peki sen burayı nasıl anlatırdın?” diye cevap veriyor. Bunun üzerine Janet Malcolm da, “Eğer ben bir gazeteci olsaydım ve bu odaya girer girmez burayı rutin zevkli eşyalarla -ki buna kedi de dahil- döşenmiş ve genelde acımasız bir kültür havasının hüküm sürdüğü tipik bir New York yazarının çalışma odası olarak mizahi bir biçimde yazardım,”........
