Turşusunu kurmuyorsanız saklamayın!
x (eski adıyla Twitter) adlı platformda son günlerde birdenbire gündeme gelen, hayatımızdaki bir konuya değineceğim bugün.
Çok yıllar önce Movida Plus Map Reklam Ajansı (şimdiki adıyla Come to Movida) olarak, Demirbank Bireysel (artık adı HSBC) reklamlarını yapıyorduk. Efsane kampanyalar ürettik, yayımladık.
Ödüller kazandık. Bankayı aldık 6.’lığa yerleştirdik ki, ilk 10 yıllardır devlet bankalarının tekelindeydi.
Gırgır’ın kapağına geçtik hatta. Bunlar arasında bireysel kredilerle ilgili çektiğimiz filmlerin birinin konusu, metni bugünlerde yine popüler oldu birden. 28 yıl olmuş.
x’te çokça beğeni alarak, yazanların sanki kendi bulduğu bir hikaye olarak metni paylaşılıyor.
Filmin konusu o kadar gerçekçi ki, hâlâ geçerli. Sağlam bir içgörü, gözlem, duygusal bir içeriği ve hikayeyi canlı tutabiliyor demek ki.
Anne babanızla beraber yaşarken hatırlar mısınız, bazı eşyalar hiç kullanılmazdı.
Gıcır yemek takımları, hiç gelmeyecek misafirleri beklerdi.
Ya da kendi evinize taşındığınızda kurulacak sofraya yerleştirilmeyi. Salondaki koltuklar örtüyle kaplanırdı.
Yine konuk gelmezse salonda oturulmazdı. Bazı giysiler, sadece özel günler için saklanırdı.
Giyilmezdi. Beklemekle geçerdi ömürler. Bu beklemelerin sonunda er geç, günün birinde kendi evini, arabanı alabilme umudu gerçekti.
Kredi çekip ödeyebilmek mümkündü. İyi bir eğitimle sınıf atlayabilirdiniz.
Memur, asker, doktor olmak, kendini garantiye almakla eşdeğerdi. Bu hallerden bugünlere çok şey değişti.
Yokluktan varlığa ulaşmak artık........
