Hayat dolaylarından bir öykümle devam ediyoruz sayın okurlar!
Pazar günkü öykü okuma günümüze başlayalım hadi.
HAYATI SORGULAMA ODASI
– Ner’den çıktı burası birdenbire?
– Hayatı sorgulama odası, bu… Dönüp baktım Gökalp’e, ilk kez görüyormuş gibi baktım.
– Deniz çekilmiş, ortaya çıktı, dedi dudağını büküp.
Öbür odayı sordum. Orayı bilmiyormuş. Ama sorgudan çıkanların dinlenme yeri olabilirmiş.
Bu adamın sauna mantığına hayranım.
– Şu demirleri görüyor musun?
– Ferforjeyi mi söylüyorsun Onur abi?
– Evet, başka demir yok ki. Enstalasyon gibi. Karyola başı ile ayak ucu üst üste konmuş.
– Sandalye o, ya.
– İki bacaklı sandalye olmaz ki Gökalp!
– Hııı. Balkon demiri o zaman.
– Tek katlı bir evin balkon demiri ha. İlginç. Çapraz demirler de evin amblemi olmalı ha ha. Ampulü gördün mü?
– Yeni. Ben takmıştım, dün. Hayatı sorgulamak için ampul yanmalı.
– Tabii yanmalı da Gökalp, bir şey eksik. Fark etmedin mi sen?
– Peh! Elektrik düğmesini diyorsun. Dışarda o. Eskiden dışarıya konurmuş. Odaya girerken yakmak daha kolay diye.
– Bir tane de........
