Ben mırıl mırıl yazayım siz dudaklarınızı kıpırdatarak okuyun!
Çoğunuzun edebiyatla ilişkisi eminim lise yıllarında bitmiştir. Aklınızda kalan şiirler, öyküler, romanlar ve bunların sahipleri de kulaktan dolma olarak aklınızdadır.
Oysa ben edebiyatı sevdiğim halde, dersleri hafifsediğim için zoru, yani fen bölümünü seçmiştim.
Sonuçta armut dibine düşer. Edebiyatçı dedenin, babanın, yazar oğlu olur.
Reklam da yazar, öykü de, şiir de. Gazetecilik de yapar, çünkü okulunda okumuştur.
Bu pazar yine küçük, mini öyküler var benden. Mırıl öyküler diyorum ben buna.
Edebiyatla hiç aranız yoksa bile biraz olsun ısınabilmeniz için bir destek olarak kabul edin bunu.
Belki size de bulaşır, kim bilir?
İyi okumalar…
BİRİKEN
Usturayla kazıttığım saçlarımın yerinde bir rüzgâr esintisi var. Saçlar hala duruyormuş duygusu. Dörtnala koşan bir atın yelelerinin alevlere dönüştüğünü biliyorum. Bu bir görsel birikim. Mars Attacks filminde, bizon........
