Sadakat Arıcıoğlu Fenomeni: Anadolu Annelerinin Sessiz Omurgası
Türkiye’de bazı insanlar vardır; isimleri manşetlere çıkmaz, büyük unvanları olmaz, kameraların önünde görünmezler. Ama bir ülkenin asıl omurgasını onlar taşır.
Annem Sadakat Arıcıoğlu bana göre tam da böyle bir kuşağın temsilcisi.
Bugün “fenomen” denince akla sosyal medya yıldızları, siyasiler, zenginler, mucitler, ekran yüzleri, yüksek sesle konuşan insanlar geliyor. Oysa Anadolu’nun gerçek fenomenleri çoğu zaman sessiz yaşayan insanlardır. Özellikle de anneler…
Bu yazı yalnızca benim annemin hikâyesi değil. Türkiye’de milyonlarca kadının görünmeyen hayat mücadelesinin özeti aslında.
Dut Ağacının Altında Başlayan Hayat
Annesiyle babası küçük yaşta ayrılmış. Ankara Kalesi’nde, kentin köklü ailelerinden biri olan Arıcıoğulları’nın büyük avlulu evinde doğup büyümüş. Dut ağacının gölgesinde, kalabalık akrabaların arasında annesiz büyüyen küçük bir kız çocuğu olarak…
Babası geç saatlere kadar çalışmaktan eve zor geliyor. Küçük yaşta evin yükü omzuna biniyor. Sürekli çalışıyor, çalıştırılıyor; ev işleri, sorumluluklar, hayatın ağırlığı…
Ama içinde müthiş bir öğrenme arzusu var.
Kimse zorlamadan gidip kendini okula yazdırıyor. İlkokulu bitiriyor. Ortaokula başlıyor ama devam etmesine izin vermiyorlar.
O ise içinde hep başka bir hayat taşıyor.
Bugün dönüp baktığımda düşünüyorum:
Eğer önü kesilmeseydi, lise ve üniversiteye devam edebilseydi, çok farklı yerlere gelebilecek kadar zeki, çalışkan ve kararlı bir insandı. Hâlâ öyle…
Hayat bilgisiyle birçok diplomalı insanı cebinden çıkarır. Kendini yetiştirmiş, içgüdüleri güçlü, duygusal zekâsı keskin bir insan.
Ama malum… O dönemin Anadolu’sunda kız çocuklarının kaderini çoğu zaman aileler yazıyordu.
Erken Yaşta Evlilik, Ağır Sorumluluklar
Küçük yaşta evlendiriliyor.
Babam Erol Öğütçü… Uzun boylu, yakışıklı, demir ustası bir Anadolu delikanlısı. Rüzgârlı Sokak’ta atölyesi var.
Annem için bu evlilik önce ağır hayat koşullarından çıkış gibi görünüyor. Kayınvalidesini anne, kayınpederini baba gibi benimsiyor.
Benim de idolüm olan babası Mehmet Arıcıoğlu’ndan aldığı........
