menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meral Akşener Fenomeni: Türk Siyasetinde Kaçırılmış Bir Merkez Sağ Fırsatı mı?

41 0
19.05.2026

Türk siyaseti uzun yıllardır görünmeyen büyük bir boşluk taşıyor: Devlet refleksine sahip ama otoriter olmayan, milliyetçi ama dünyaya kapalı olmayan, muhafazakâr seçmeni ürkütmeyen ama laik kesimi de dışlamayan yeni bir merkez sağ ihtiyacı…

Meral Akşener tam da böyle bir dönemde yükseldi. Özellikle ANAP ve DYP sonrası merkez sağın çökmesiyle oluşan temsil boşluğunu okuyabildi. Birçok insan onda yalnızca yeni bir parti lideri değil, Türkiye’de yeniden dengeli bir merkez siyaset kurabilecek bir figür görmeye başladı.

MHP içindeki liderlik mücadelesinde önü açılmadıktan sonra kendi siyasi yolunu kurması da onu sıradan bir siyasetçiden ayırdı. Çünkü Türkiye’de yeni parti kurmak büyük risk işidir. Hele ki erkek egemen siyasette kadın bir lider olarak ayakta kalabilmek başlı başına ciddi bir dayanıklılık örneğiydi.

Boğaz’daki Sohbet: Yeni Bir Sistem Arayışı

İYİ Parti kurulmadan önce, daveti üzerine Anadolu yakasında Boğaz manzaralı evinde uzun bir sohbet yapmıştık. Başlangıçta kahve sohbeti gibi görünen görüşme kısa sürede Türkiye’nin geleceği, devlet kapasitesi, dış politika ve yeni siyasi hareket ihtiyacı üzerine derin bir değerlendirmeye dönüştü.

Özellikle Batı dünyasında Türkiye algısı, Washington ve Brüksel’deki güven problemi, Türkiye’nin yeniden stratejik ağırlık üretme ihtiyacı ve yeni dünya düzeninde Ankara’nın nasıl pozisyon alması gerektiğini konuştuk.

O görüşmede dikkatimi çeken şey şuydu: Akşener yalnızca günlük siyaset yapan bir figür olmak istemiyordu. Gerçekten yeni bir siyasi alan açmaya çalışıyordu.

Bana yeni oluşacak yapıda kurucu olmam yönünde nazik bir teklif iletti. Kendisine teşekkür ettim ancak iş dünyasında, uluslararası yatırım ve strateji alanında kalmayı tercih ettiğimi söyledim. Her kesime olduğu gibi kendisine de fikirlerimi paylaşmaktan memnuniyet duyacağımı ifade ettim.

Bu diyalog bile onun farklı alanlardan insanları siyasete çekme arayışını gösteriyordu. Çünkü Türkiye’de uzun süredir ihmal edilmiş çok önemli bir alan vardı: Devleti bilen ama dünyayı da okuyabilen, milliyetçi refleks taşıyan ama hamaset üretmeyen, ekonomiyi ve dış politikayı anlayan yeni nesil kadrolar…

En Büyük Gücü: Cesaret ve Refleks

Akşener’in en dikkat çekici taraflarından biri siyasette risk almaktan........

© 10 Haber