menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fatih Erbakan Fenomeni: Mirasın Gücü mü, Siyasetin Gerçekliği mi?

25 0
22.05.2026

Türk siyasetinde bazı soyadları yalnızca bir aileyi değil, bir ideolojiyi, bir dönemi ve bir toplumsal hafızayı temsil eder.

“Erbakan” bunlardan biri.

Necmettin Erbakan yalnızca bir siyasi lider değildi; Türkiye’de siyasal İslam’ın kurumsallaşmasının, Anadolu sermayesinin siyasal mobilizasyonunun ve “Milli Görüş” çizgisinin kurucu figürüydü.

Bugün ise aynı soyadı bu kez Fatih Erbakan üzerinden yeniden siyasetin merkezinde dolaşıyor. Ancak Türkiye siyaseti soyadlarına saygı duysa da, kalıcı liderliği otomatik olarak miras bırakmaz.

Asıl soru şu: Fatih Erbakan gerçekten bağımsız bir siyasi fenomen mi oluyor, yoksa hâlâ büyük ölçüde babasının siyasi hafızasının taşıyıcısı mı?

AK Parti Sonrası Muhafazakâr Boşlukta Yükseldi

Fatih Erbakan’ın yükselişini anlamak için muhafazakâr alanın son yirmi yıldaki dönüşümünü doğru okumak gerekiyor.

Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti uzun yıllar boyunca Milli Görüş tabanının önemli bölümünü kendi içinde eritti. Erdoğan’ın güçlü karizması, seçim kazanma kapasitesi ve devlet tecrübesi muhafazakâr seçmeni büyük ölçüde tek merkezde topladı.

Ancak zaman içinde ekonomik sorunlar, sistem yorgunluğu, kuşak değişimi ve özellikle Gazze meselesi gibi dış politika başlıkları muhafazakâr tabanda yeni arayışları tetikledi.

Fatih Erbakan tam bu noktada alan açmaya başladı. Özellikle İsrail-Gazze konusunda AK Parti’ye yönelik sert eleştirileri dikkat çekti.

Çünkü muhafazakâr tabanın bir kısmı Ankara’nın söylem düzeyinde çok sert görünmesine rağmen, ticaretin tamamen kesilmemesini ve bazı ekonomik ilişkilerin devam etmesini ciddi bir çelişki olarak gördü.

Fatih Erbakan burada önemli bir siyasi damar yakaladı. “Samimiyet testi” üzerinden yürüttüğü muhalefet, iktidarın özellikle muhafazakâr seçmen nezdinde zorlandığı alanlardan biri oldu.

Aslında bir anlamda Erdoğan da bu çıkışlara kontrollü ama sert siyasi ayar verdi. Çünkü AK Parti yönetimi, Yeniden Refah’ın özellikle Gazze üzerinden muhafazakâr vicdan alanında büyümesini risk olarak gördü.

Bu nedenle zaman zaman sertleşen, zaman zaman yumuşayan, kontrollü bir gerilim ortaya çıktı.

Erdoğan’a Muhalefet Ediyor Ama Köprüleri Tam Yakmıyor

Fatih Erbakan’ın siyasetindeki en dikkat çekici unsurlardan biri şu: Muhalefet ediyor ama tamamen kopmuyor.

Sert eleştiriler yapıyor ama aynı zamanda her zaman uzlaşmaya açık bir kapı bırakıyor.

Bu durum bazen bilinçli strateji olarak görülüyor, bazen de “tam bağımsız bir çizgi oluşturamama” eleştirisine yol açıyor.

Çünkü Fatih Erbakan şunun farkında: Muhafazakâr seçmenin önemli kısmı hâlâ Erdoğan’la duygusal bağ taşıyor. Bu nedenle çok sert kopuş siyaseti kendi tabanını daraltabilir.

Diğer taraftan Erdoğan’ın da Fatih Erbakan’a bakışında karmaşık bir psikoloji olduğu söylenebilir.

Sonuçta Erdoğan, Milli Görüş hareketinden çıkan ve Necmettin Erbakan’ın siyasi okulunda yetişmiş bir lider.

Bu nedenle zaman zaman “Ben bu hareketin içinden geldim, hatta onu iktidara taşıyan esas siyasi pratiği........

© 10 Haber